YAŞAM HER AN YENİ BİR FİLİZ VERİR

05 Ağustos 2021 Perşembe 00:00

YAŞAM HER AN YENİ BİR FİLİZ VERİR

İnsanın, çaresiz hissettiği zamanlarda, bir ümidin ya da amacın varlığı bireye -dışsal zorluklara karşı- içsel bir güçle baş edebilme kuvveti verir.

Bir amaç edinmek ya da ümitli olmak insanı yaşama bağlarken, amaçsızlık ya da belirsizlik yaşamsal bağları zayıflatır.

Zor bir durumun üstesinden gelmeye çalışan birey;  tinsel, fiziksel veya zihinsel tüm gücüyle mevcut durumla baş etmeye çalışırken, zorluğun içindeki “anlamı” kavradığında varoluşunu da anlamlı kılar. Başka bir ifade ile “yaşanılana değer.”

Peki ümitler ve hayaller bitince ya da “pes edince” ne olur?

Operet besteleri ile ünlü olan Franz Lehar Autswich toplama kampında tutukluyken bir gece rüyasında birinin kendisine “bilmek istediğin ne varsa sor, sana yanıtını vereceğim” dediğini görür. Lehar rüyasındaki kişiye “kampımız ne zaman özgürlüğüne kavuşacak, acılarımız ne zaman bitecek?” sorusunu sorar. Rüyadaki ses ona “30 Mart” cevabını verir. O günden sonra Lehar, 30 Mart günü savaşın biteceğine dair umutlu bir şekilde beklemeye başlar. Fakat kampa ulaşan savaş haberleri o gün özgür olmalarının pek de mümkün olmadığını göstermektedir. 29 Mart günü Lehar aniden hastalanır ve 30 Mart günü bilincini yitirerek bir gün sonra vefat eder.

Kamp arkadaşı olan nörolog Victor E. Frankl bu olayı şöyle yorumlar:

“Bir insanın ruhsal durumuyla (cesareti ve umudunun varlığı ya da bunların bulunmayışı) vücudun bağışıklık sistemi arasında ne kadar yakın bir ilişki olduğunu bilenler, umut ve cesaretin yitirilmesinin öldürücü bir etkisi olabileceğini anlayacaktır. Arkadaşımın ölümünün nihai nedeni, beklediği özgürlüğün gelmemesi ve ağır bir hayal kırıklığı yaşamasıydı. Geleceğe olan inancı ve yaşama isteği felce uğramış ve bedeni hastalığa yenik düşmüştü; böylece rüyasındaki ses haklı çıkmıştı.”

Belirsizlik, amaçsızlık duygusunu körüklediğinde yaşam reddedilmeye başlanılabiliyor.

“Yaşamak için bir nedenim yok diyen insana ne denilebilir ki?” diye soruyor Frankl.

İşte bu noktada yaşama yönelik tutum değişikliğine gitmek gerekebilir:

Bizlerin yaşamdan bir şeyler beklemesi yerine, içindeki her şeyle yaşamın bizden ne beklediği iplere sıkı sıkıya tutunmayı kolaylaştırabilir.

Çok basit gibi gelebilir ama basit bir görev ya da amaç bile insanın içsel gücünü yeniden kazanması için yeterlidir.

Bir gün olmasını dilediğinin uğruna yaşamak; yaşarken aldığından çok vermek, varoluşunla erişebildiğin tüm varlığa katkıda bulunmak değiyor katlanılması zor olana katlanmaya.

Bekleyenlerimiz var bizim…

Sevdiklerimiz bir hâl hatır sormamızı bekliyor, sokak hayvanları mama bekliyor, yangın yerindeysek ağaçlar ateşin söndürülmesini bekliyor, yaralı bir hayvan kurtarılmayı bekliyor, ihtiyaç sahibi biri yardım bekliyor, hiçbir şey yapacak gücümüz yoksa gönlümüzden çıkan iyi dilekler avucumuzdan tüm evrene yayılmayı bekliyor.

Bu sabah erkenden kalktım. Limon çiçeğimi, sardunyalarımı, küpelimi, karanfilimi sevdim. Yaseminimi kokladım, begonvilimin filizlerini okşadım. Ortancamın yapraklarını öptüm. Menekşemden maydanozlara hepsini suladım. Gül fidanıma bir şeyler fısıldadım, ama aramızda. Bu sabah da varoluşa kendi varlığımla ufak bir dokunmaya çalıştım.

Bu sabah bir filizin varlığına sığındım. Sırf ona karşı olan sorumluluğum bile değer yaşamı anlamlı kılmaya.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haberin Doğrusu En Güncel Haber

 

Haberin Doğrusu, Bursa haber, Bursa son dakika, Doğru haber, Son dakika, Bursa iş dünyası, Bursaspor, Bursa hava durumu, Bursa nöbetçi eczaneler, Bursa ekonomi haberi, Bursa kapalıçarşı, Bursa trafik durumu

Yazarın Diğer Yazıları