Sözde Siyasi Parti

13 Ocak 2021 Çarşamba 10:39
Sözde Siyasi Parti

“Sözde değil özde cumhurbaşkanı”

“Biz Türkiye Cumhuriyetini kuran partiyiz”

“Cumhuriyetin değerleri”

“Laiklik elden gidiyor”

“Bu e muhtıra ile demokrasiye ince ayar verilmiştir”

“Sincan’da yürüyen tanklar demokrasiye balans ayarı yapmıştır”

“Yüzde yüzle gelseler bile muktedir olamazlar bu ülkenin asli unsuru bizleriz”

“Seçimle gelmiş olması o Cumhurbaşkanını meşru kılmaz”

“Demokrasi sandıktan ibaret değildir”

“Çobanın oyuyla benim oyum aynı olur mu?”

“İstikrar senin neyine Vesayet Hanım”

“Seçimlerde uçan mürekkep kullanmışlar, arkadaşımın kayınpederinin yakını söylemiş”

“Bu mesele vatandaşa bırakılmayacak kadar mühimdir”

14 Mayıs 1950 seçimlerinde Demokrat Partinin ezici bir çoğunluğun oyuyla iktidara gelmesini sindiremeyen CHP ilk olarak o seçimi gayri meşru ilan etti.

1946 da kendi buluşları olan açık oy gizli tasnif garabetini devam ettirememek CHP özelde de İsmet İnönü için hazmedilmesi çok zor bir lokmaydı. İkinci Dünya Savaşının başlarında Hitler’e, Mussolini’ye selam çakan Milli Şef, savaş sonrası adının faşist yönetimlerle anılmaması için çok partili seçimlere onay vermek zorunda kalmıştı.

Yutkundu belki ama asla hazmedemedi.

Hem Milli Şef İnönü liderliğindeki tek parti CHP’nin uygulamaları hem de dünya savaşı nedeniyle yoksullukla, kıtlıkla boğuşan Anadolu insanı “Geldi İsmet kesildi kısmet” diye özdeyiş bile uydurmuştu.

CHP’nin tahsildarları zaten kuraklık nedeniyle ürün alamayan çiftçinin gırtlağına çöküyor, adam başı yazılan vergi uygulamaları nedeniyle millete hayatı zindan ediyordu.

CHP 1946 da yapılan açık oylu gizli sayımlı seçimden sonra Türkiye’de yapılan neredeyse tüm seçimleri gayri meşru ilan etmiştir. CHP’ye göre kendileri seçilmemişse o seçim yanlıştır. Önüne sandık konulan halk seçmeyi bilmiyordur, cahildir, eğitimsizdir ve o seçim sayılmamalıdır.

Bu zihin yapısı hastalıklıdır, tedaviye muhtaçtır ve fakat sorun kronikleştikçe tedavi şansı giderek azalmaktadır.

Devleti yönetmeyi ve muktedir olmayı doğuştan hak gören bu zihniyet 27 Mayıs 1960 dan beri Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı gasp etmekte herhangi bir sakınca görmemiştir.

27 Mayıs 1960 alçak darbesinin perde gerisindeki maestrosu İsmet İnönü ve CHP dir.

Darbeyi yapan cuntayı hazırlayan, iğrenç iftiralarla “öğrenciler kıyma makinalarında doğrandı” gibi darbeye giden yolda şartları olgunlaştıran CHP dir. 

Darbe sonrası Demokrat Partinin il ilçe başkanları da dâhil tüm lider kadroları deyim yerindeyse biçilmiştir. Ancak Cunta eliyle CHP’ye sağlanan onca imtiyazın halk nezdinde karşılığı olmamış, ilk seçimde Demokrat Partinin devamı olarak görülen Adalet Partisi yüzde otuzun üzerinde oy almıştır.

Cuntacılar ve CHP zihniyetinin hazırladığı darbe sonrası anayasası da CHP’ye tam olarak istediğini vermemiştir ancak o anayasa sonrası aşırı uçların, sol fraksiyonların ülkede yuvalanması artmış seksenlerin başına kadar devam eden anarşide büyük payları olmuştur.

Bu fraksiyonlar yalnızca üniversitelerde değil kamu kurumlarında da bizzat CHP referanslı olarak yerleşmiştir. Emniyette, yargıda, TSK da…

O anayasanın ülkeye en büyük zararı da atadığı vesayet kurumları ile siyasilerin yönetme haklarını budamak oldu. Siyasetçi yalnızca yol, su elektrik işlerine bakar hale getirildi. Vesayet kurumları eliyle CHP ye seçilme mecburiyeti olmadan muktedir olmanın yolu açılmıştı.

27 Mayıs 1960 darbesiyle sağ siyasetin lider kadrosunu biçen cunta, 12 Eylül 1980 darbesiyle hem sağ hem sol siyasetin tabanını biçti. Özgür düşünceye de milletin seçimlerine de güvenmeyen bir grup darbeci asker ve halkın seçimlerini kabullenmeyen CHP…

Ortak noktaları hastalıklı zihin yapıları.

1980 darbesi sonrası oluşan apolitik ortam ile birlikte maalesef PKK, DHKPC, FETÖ gibi terör örgütleri kendilerine alan buldular. Sağ ya da sol fark etmeden bu hastalıklı, saldırgan yapılar devletin bütünlüğüne kastettiler, devleti ele geçirmeye kalktılar.

Son örnek 15 Temmuz 2016 da yaşandı. Ülkede yaşanan en kanlı darbe girişiminin olduğu gece darbeye kalkışan ekip bir darbe klasiği olarak NATO’ya bağlılığını belirten kaçak bildirisini okuttu. Bu kanlı girişim diğerlerinden farklı olarak vatandaşların da aktif direnişiyle bastırıldı. Emir komuta zinciri içinde değildir açıklaması bir yandan nefes aldıran ama öte yandan acı bir açıklamaydı.

Emir komuta zinciri içinde olursa normal mi yani?..

TSK ve siyasi erk arasında eğitim, demokratikleşme, halkın seçimi siyasetle uyumlu çalışma konusunda hepimizin yüreğine su serpecek gelişmeler oldu ve umarım olmaya devam eder.

CHP’nin de bir gün halkın seçimine saygı duyacağı günleri bekliyoruz.

Kişisel olarak benim umudum yok…

Olursa sevinirim ama olma ihtimali çok düşük. Ailenin ayrıcalıklı, şımarık çocuğu gibi kendine sürekli ayrıcalık isteyen ama çalışmayan üstüne üstlük sürekli huzur kaçıran bir zihniyet…

Dün de anayasaya, halka, halkın seçimlerine saygısı yoktu bugün de yok.

İsmet İnönü ile başlayan anayasal düzeni yıkarak devlet yönetimini ele geçirme faaliyeti güden darbeci, cuntacı ve illegal yapıları destekliyordu bugün de…

CHP’nin vatansever tabanı bir gün uyanacak diye kimse kendini kandırmasın. Kemal Kılıçdaroğlu (nazarımda ikinci İsmet İnönü)’nun koltuğa oturtulmasıyla birlikte o taban tamamen başka bir hale evirildi. Ünlü kurbağa deneyinde olduğu gibi CHP seçmeni kısık ateşle pişirildi.

İllegal terör örgütleriyle organik bağları olan İstanbul İl başkanı ile tabanda dönüşümü tamamladılar.

Sonuç, bugün gördüğünüz ucube yapıdan başkası değil elbette… 

 

Yazarın Diğer Yazıları