Siyasetin vazgeçemediği argüman; türban

05 Ocak 2021 Salı 09:49
Siyasetin vazgeçemediği argüman; türban

CHP'nin önde gelen isimlerinden Fikri Sağlar'ın çıkışıyla yeniden ateşlendi fitil.

Sağlar, türbanlı bir hakimin vereceği kararı kendisinin çok güvenilir bulamayacağını aktardı bir televizyon programında.

Yani Sağlar, adaletin kılık ve kıyafetle doğrudan ilintili olduğunu vurgulamak istiyordu açıklamasında.

Haksız da sayılmazdı aslında.

Kılık ve kıyafeti nedeniyle insanlar üniversite okuyamadı 1980 ve 90'lı yıllarda.

Yani bir dönem kadınlar sırf kıyafetlerinden dolayı bırakın hakim veya avukat olup bir meslek edinmeyi, okuyamadılar bile.

Öğretmen, doktor, mühendis, avukat, hakim, polis, zabıta, belediye çalışanı, savcı ve diğer mesleklere yönelen kadınların hepsinin başının açık olması gibi gereksiz bir şart vardı.

Anayasanın 10. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen "eşiklik ilkesine" rağmen.

O fikre göre başörtüsü veya türbanı köylüler takmalıydı.

Fikri Sağlar, bu zihniyetin hala canlı ve diri olduğunu tekrar gözler önüne serdi aslında.

Yasal düzenleme yapılsa da başörtüsü ve türban o düşüncenin kırmızı çizgisi...

Elbette burada tüm CHP'lileri, sol görüşlüleri aynı kefeye koymamak lazım.

Elbette burada Fikri Sağlar ve diğerlerinin fikrine katılmayan pek çok kişi var sol cenahta.

Yeniden hatırlayalım, ne diyor Fikri Sağlar; Türbanlı hakimin karşısına çıktığımda adaleti sağlayacağından kuşkuluyum...

O zaman şöye bir kurgu yapalım biz de kafamıza göre.

Diyelim ki alkollü bir sürücünün kullandığı araç kazaya karıştı.

Mağdur, mahkemenin yolunu tuttu.

Art arda duruşmalar...

Mağdur, karar duruşmasından bir gece evvel bir mekanda kararı verecek hakimi alkol alırken gördü.

Şimdi bu mağdur, karar duruşmasından bir gece önce özel yaşantısında alkol alan hakimin adaleti sağlayamayacağını mı düşünmeli?

Hakim ve savcıları, kılık, kıyafet veya özel yaşantılarına göre mi "güvenli" veya "güvensiz" olarak yaftalayacağız.

Adalet siyasi fikre göre mi şekillenecek.

Yıl olmuş 2021...

Çekin elinizi kadınların üzerinden.

Çekin ellerinizi türbandan, başörtüsünden.

Çekin elinizi bu ülkenin değerlerinden.

Sokaktakilerin böyle bir kaygısı yok.

Sokakta herkes uyum içinde.

Sokakta başı açık veya kapalı herkes kol kola.

15 Temmuz gecesi darbeye direnenleri gördünüz.

Sarıklı, cübbeli, normal sakallı, top sakallı, türbanlı, başı açık hatta dekolte denilebilecek kıyafette herkes sokaktaydı.

Ölümü göze aldı darbecilere karşı.

Darbe girişimine birlikte "dur" dendi.

Ama yine kaşınıyor aynı yara.

Siyasetin vazgeçemediği bir zamanlar kargaşa için oldukça zengin bir argüman olan türban, yeniden gündeme geldi.

Ama bu kez yemezler...

Artık eski Türkiye yok.

Başı değil beyni kapalıdan korkmak lazım şimdilerde.

O beyni kapalıların ayak oyunlarına karşı dikkatli olunmalı.

Bir şey olacağı yok elbette ama yine de tedbiri elden bırakmamak lazım.

Önceliğimiz kadınların okuması olmalı.

Bu ülkede başı açık veya kapalı daha çok kadın avukata, hakime, savcıya, doktora, mühendise, çiftçiye, veterinere, öğretmene, taksi şoförüne, öğretim üyesine, profesöre ve müteahhite ihtiyacı var.

Bu ülkede ötekileştiren değil birleştiren fikirlere ihtiyacımız var.

"Fikri" sabit olanlar bu özgür düşünceye katkı "Sağlar" mı?

Bence hayır...

Yazarın Diğer Yazıları