NASIRLI ELLERİ ÖPEN PEYGAMBER

02 Mayıs 2021 Pazar 00:12
 NASIRLI ELLERİ ÖPEN PEYGAMBER

İslam şeriatine göre, çalışanların ve işverenlerin hak ve vazifelerini mükemmelen belirleyen ilahi ilkeler vardır. İşçi hakları çok önemli bir konu başlığıdır ve günümüz dünyasında İslam alimleri tarafından detaylı bir biçimde müzakere edilmelidir.

Her şart ve zamanda, her hususta, başta insan olmak üzere her canlıya ve hatta cansıza adaletle muamele etmek İslam'ın temel değeridir. Adalet olmayan bir toplumda ve beldede barış, huzur ve uyumdan bahsetmek mümkün değildir. Kur'an'da adalet için iki kelime kullanılır: "El Adl" ve "El Kıst". "Adl" aşırıya gitmeden, ihmal etmeden ve herkese her şeye hakkını vererek dengeli bir yol izlemek; "Kıst" ise, bu alemdeki her insanın ve her şeyin belirli hakları olduğunu kabul edip ona göre davranmak anlamındadır. Zulüm ise başkalarının haklarını ellerinden almak ve ifsad etmek anlamındadır.

Nisa Suresi, 135. Ayette Rabbimiz: "Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şahidlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır." buyuruyor.

Tüm insanlar eşittir. Hangi ırka, renge, memlekete, mesleğe dahil olurşarsa olsunlar bu hakikat değişmez. Genç-yaşlı, zengin-fakir, beyaz-siyah, vatandaş-mülteci farkı gözetilmeksizin hepsine saygı duyulmalı, itibar edilmeli ve adil bir biçimde davranılmalıdır. Yine Rabbimiz Hucurat Suresi, 13. Ayette şöyle buyuruyor: "Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır."

Rasulullah (sav) da veda hutbesinde: ""Ey İnsanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, Ondan en çok korkanınızdır. Arabın Arap olmayana takvadan başka üstünlüğü yoktur" diyerek bu ilahi gerçekliğe vurgu yapmıştır.

İslam çalışmaya ve çalışanlara büyük önem vermektedir. Kendilerinin ve ailelerinin geçim ve rızkı için helal yollardan çalışanlara en büyük hürmet gösterilmelidir. Elbette yapılan iş helal olmalıdır ve dürüst ve samimi bir biçimde yapılmalıdır; hile ve aldatma olmamalıdır. Hem çalışanlar hem işverenler dürüst ve adil davranmalıdır. İslam'a göre işçilere davranışta hayati bazı prensipler vardır. Bunları şu başlıklarda maddeleştirmek mümkün:

1. Açık ve kesin iş akitleri:

Yazılı veya sözlü tüm anlaşmalar açık ve şeffaf olmalıdır. Adil ve yasal olmalıdır. Çalışanlar görevlerini net iş tanımları ile bilmeli ve harfiyyen yerine getirmelidir. Tatiller, izinler, ek ücretler, mesailer detayı ile belirtilmelidir. Rabbimiz Maide Suresi, 1. Ayette: "Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getiriniz” diye emretmektedir.

2. Çalışanların haysiyet ve şereflerinin korunması

İşçilere haysiyet ve şereflerine değer vererek muamele edilmelidir. Hiçbir iş ve işçi aşağılanamaz. Bunun en güzel örneği şu hadisedir. Hazret-i Muaz, bir özründen dolayı Tebük gazasına katılamamıştı. Rasulullah (sav) Efendimiz, kendisini karşılamaya gelen Müslümanlarla tek tek el sıkıştı, musafahada bulundu. Onların tebriklerini kabul etti. Bu arada Hazret-i Muaz ile de el sıkışmıştı. Fakat Muaz'in elleri herkesinkinden farklıydı. Sertleşmiş, nasırlaşmıştı.
Peygamberimiz:
"Ya Muaz, ellerinin sertliği nedendir? Bu pütürlük ve nasırlar nasıl oldu?"
diye sormaktan kendini alamadı. Hz. Muaz, elinin sertliği ile Hz.
Peygamber'i rahatsız ettiğini zannetmişti. Özür dilercesine, bu vaziyetinin
sebebini açıklamaya başladı:
"Ey Allah'in Rasulü” dedi. "Ben çoluk çocuğumun rızkını kazanmak ve
nafakasını te'min etmek için uğraşıyorum. Ellerimden testere, keser, kazma,
kürek, çekiç hiç düşmüyor. Bu yüzden ellerimin yumuşaklığı gitti, bu sekilde
sertleşip nasırlaştı." Bu söz üzerine alemlere rahmet olarak gönderilen
sevgili peygamberimiz, Muaz Hazretlerinin alnını (bir rivayette ellerini
tutarak avuç içlerini) öptü ve:
"Bu ellere ateş temas etmez. Ahirette, Cehennem ateşi dokunmaz" buyurdu.

Çalışanlar köle değildir. İşverenin kardeşleridir. Allah sübhanehu ve teala,

Nisa Suresi, 36. ayette çalışanlara nezaketle davranmayı emretmektedir: "Ve Allah'a kul olun. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ve ana-babaya, akrabaya, yetimlere, miskinlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa (eşlere), yolda kalmışa ve elinizin altında sahip olduklarınıza (köleye, cariyeye, işçilere) ihsanla davranın. Muhakkak ki Allah, kibirli olan ve övünen kimseleri sevmez."

3. Adil ve zamanında ücretlendirme

İslam'da sömürü haramdır. Her çalışana, yaptığı işe göre ücret zamanında verilmelidir. A'raf Suresi, 85. Ayette şöyle buyruldu:"Kardeşleri Şuayb; Medyen (kavmine)'e şöyle dedi: "Ey kavmim Allah'a kul olun! O'ndan başka sizin ilahınız yoktur. Rabbinizden size beyyine (bir mucize, ispat edici bir açıklama) gelmiştir. Artık ölçü ve tartıya vefa edin (tam ve doğru ödeyin). İnsanların eşyalarının değerini eksiltmeyin. Yeryüzünde, O'nun ıslahından sonra fesat (bozgunculuk) çıkarmayın. Şayet mü'minler iseniz, işte bu sizin için hayırlıdır."

Peygamberimiz de (sav):"Çalışana ücretini, teri kurumadan ödeyiniz" dedi.

Allah katında yegane din olan, dinimiz İslam, her hususta olduğu gibi işçi ve işveren hakları hususunda da, adalete ve yaratılışa en uygun olan ilkeleri vaz ederken. Onun Peygamberi, Rasulullah (sav), bu ilkeleri açıklar ve uygularken; zalimlerin, ezenlerin, müstekbir ve sömürücülerin göz boyama kabilinden ortaya koydukları sahte İşçi Bayramlarına ihtiyacımız yoktur. Biz nasırlı işçi ellerini öpen bir Peygamberin ümmetiysek, zaten işçilere karşı en adil biçimde davranan bir toplum olmalıyız.

İKİ DOĞU ve İKİ BATI'NIN RABBİNE EMANET OLUN...

Yazarın Diğer Yazıları