MARKAYI ANLAYAN TANRIYI ANLAR

16 Eylül 2021 Perşembe 01:00

MARKAYI ANLAYAN TANRIYI ANLAR

Dinlerin ortak özelliği olan aidiyet duygusu, öykü anlatımı, ritüeller, simgeler, net bir vizyon, duyulara seslenme, misyonerlik, gizem, ihtişam, düşmanlara karşı güçlü olma gibi dayanaklar, dünyanın en güçlü markaları tarafından da kullanılmaktadır. .

2007 yılında Wine Enterprises adlı bir şirket saflaştırılmış belediye suyunu şişelere doldurmuş; şişenin üstüne Aziz Meryem duasını yazıp “kutsal su” olarak piyasaya sürmüş ve insanlar bu suyu Tanrı’ya olan inançlarını korumak amacıyla satın almışlardır. İnsanların dinsel ya da manevi değer taşıyan şeylere para ödediklerini gören bilim insanları maneviyat ile markalandırma arasında bir bağ olduğunu araştırmaya başlamışlardır.

Bu araştırmaların sonucu ortaya çıkan tespitler ilginçtir: Dinler inananlarına güçlü bir aidiyet duygusu sağlar. Sosyal bir varlık olan insan ile tutkunu olduğu markayı kullananlar arasında da böyle bir aidiyet duygusunun oluşması muhtemeldir. Harley Dawidson’u olan birinin yolda giderken aynı marka motosikletin yanından geçtiği sırada “bip” diye kornaya basması “hocam, bu hafta cuma namazı pek kalabalıktı değil mi?” demekten çok da farklı değildir.

Dinler, ritüelleri ile manevi olarak yükselmeyi vadederler ve bu aidiyet duygusunu pekiştirir. Her ne kadar insanı yalnızlaştıran bu dijital çağda topluluk ve aidiyet duygusu sosyal anlamda karşılanmıyorsa da tüketiciler kullandıkları markaların ritüelleriyle “yüksek sosyal sınıf”a ait olduklarına dair mesajlar verebilmektedir. .

Iphone’nun ritüeli asansörde aynadan fotoğraf çekmek, Armani Jeans’in ritüeli 20 cm’lik logolu çantayı masaya çapraz koyup kahve içerken “haberim yokmuş gibi çek” pozu vermek; Oreo yemenin ritüeli iki bisküvi arasındaki kremayı yalamaktır. Kimse Petit Beurre (Pötibör) bisküvisinin arasına lokumu koyup “ayyy bunun önce bisküvisini yiyosun sonra da lokumu yalıyosun” diye sosyal medya paylaşımı yapmaz ama popüler ve Amerikalı olmakla özdeş olan Oreo’nun bisküvi arası kremasını yalarken post atar.

Dinler Cennet-Cehennem kavramlarıyla bir gizem oluşturur ve inananlarını bu ödül-ceza mekanizmalarını kullanarak kontrol altında tutar. Apple ürünlerini piyasaya çıkarmadan önce bir gizem örtüsüne sarar ve bir iphone’a sahip olmanın ihtişamlı ayrıcalığını (ödülünü) tüketiciye hissettirir. Böylelikle, Apple bir marka olmanın yanı sıra din vasfı da kazanır.

Dinler, düşmanlarına karşı güç dayatmasına girer ve ödül-ceza mekanizmasını burada da kullanır. Formülünü gizli tutan Coca-Cola’nın, Pepsi ile “er meydanında” yaptığı tadım testleri “marka dinlerinin” birbiriyle olan savaşının bir göstergesidir.

Dinler yayılmak için misyonerlerini ya da din görevlilerini kullanır ve kişileri cemaatlerine kabul ederken onlara bir onur duygusu tattırır. Google, Gmail’i başlattığı sırada insanlara hizmetini sadece davetiyeyle kullanılabilir kılan bir davetiye göndermiş ve bu daveti alan kişi sanki ömür boyu bir kapalı topluluğun özel üyesi gibi hissettirilmiştir. Sayı 10 milyona ulaşınca Gmail sanal dini kapılarını herkese açmıştır.

Dinler, öğretilerinin uzun süre hafızada kalması için simgeler, hikayeler ve mitleri kullanır. Örneğin, insanın dünyada nasıl var olduğunu anlatan Adem ve Havva hikayesi birçok dinde kullanılır. Apple, ısırılmış elma ikonuyla Adem ve Havva hikayesine atıfta bulunur ve “dünyada var olmak istiyorsan o elmaya sahip olman gerekiyor” mesajını verir. 

Bu örnekler çoğaltılabilir. Peki tüm bunların dayandığı bilimsel bir kanıt var mıdır?

Bununla ilgili olarak Dr. Gemma Calvert bir deney yapmıştır. 65 denek fMRI cihazına bağlandıktan sonra oda karartılarak deneklere Coca-Cola şişesi, papa, Harley Davidson, tespih taneleri, ipod, dua eden bir grup çocuk resmi, Microsoft’un logosu, Ferrari otomobil gibi görüntüler gösterilmiştir.

Deney sonuçları hayli çarpıcıdır: İnsanların güçlü markalara ait görüntüleri izlerken beyinlerinde oluşan aktivite ile dinsel görüntüleri izledikleri andaki beyin aktiviteleri tamamen aynıdır.

Yani elinde tespih taşıyan hacı dedemizle, iphone taşıyan ağır abimizin aldığı haz birbirlerinden çok farklı değildir.

Kısacası, Tanrı’ya ya da bir dine inanma ihtiyacı ile bir markanın tutkunu olmak aynı beyin mekanizmasının faaliyetidir (bir futbol takımının taraftarı, bir müzik grubunun hayranı, bir siyasi partinin seçmeni olmak da aynıdır). Beynin işleyişini anlamaya çalışmak temelde ayrı gibi görülen davranış kalıplarını ortak paydada birleştirir.

Bu yüzden, “Markayı Anlayan Tanrı’yı Anlar”.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haberin Doğrusu En Güncel Haber

 

Haberin Doğrusu, Bursa haber, Bursa son dakika, Doğru haber, Son dakika, Bursa iş dünyası, Bursaspor, Bursa hava durumu, Bursa nöbetçi eczaneler, Bursa ekonomi haberi, Bursa kapalıçarşı, Bursa trafik durumu

Yazarın Diğer Yazıları