KURBAN: ALLAH’A YAKINLAŞMA BAYRAMI

19 Temmuz 2021 Pazartesi 09:13

KURBAN: ALLAH’A YAKINLAŞMA BAYRAMI

Kurban bayramı arifesindeyiz.

Yarın bayram.

Öncelikle, yazı başlığında dikkat çektiğimiz “yakınlaşma” olgusuna değinmek istiyorum.

Daha önce de birkaç yerde ifade ettim gibi, kurban kavramı, kelimenin tam manasıyla, nevi şahsına münhasır bir mana taşımaktadır ve dünyadaki hiçbir dilde (buna Arapça ve Farsça da dâhildir) bir karşılığı yoktur.

Türkçedeki ‘Kurban’ ifadesi, kesmek ya da boğazlamak gibi bir mana taşımaz!

Bu nedenle, Arapçadaki ‘uhdiye’ ve ‘nesike’ gibi Allah rızası için hayvan kesmek anlamında kullanılan kelimelerle ‘Kurban’ arasında herhangi bir benzerlik bulunmamaktadır.

Diğer dillerde de, ‘boğazlamak’ yahut ‘kesmek’ fiiliyle birlikte anıldığını dikkate aldığımızda, Türkçedeki ‘Kurban’ın, bu yönüyle tamamen özgün bir niteleme vasfına sahip olduğu görülecektir.

Bu tespitten hareketle, Kurban kavramını Türkçeye kazandıran yaklaşımın, aynı zamanda imanı hayata tatbik edip onu kültüre, sanata ve estetiğe dönüştürerek sosyal hayatın ayrılmaz bir parçası haline getirdiğini rahatlıkla ifade edebiliriz.

O halde şu mülahaza ile konuyu biraz daha açalım…

Cenab-ı Hakk, aziz Kur’an’ın birçok ayet-i kerimesinde ‘kesilen hayvanların etlerinin ve kanlarının değil, takvanın ve niyetin Zat-ı Ulûhiyetine yakınlaşmaya’ vesile olacağını beyan buyurur.

Bu kutsi beyan vesilesiyle Kur’an’a muhatap idrak, işte tam bu noktada devreye girmiş, dehasını ve estetik kavrayışını sergileyerek ibadete ait bir unsuru, bir sanat ve estetik değer haline getirmiştir.

Allah’ın, önemini ayetlerle belirttiği ‘yakınlaşma’ ifadesinden ilham alan bu anlayış, Arapçadaki yakın olma anlamına gelen ‘kurb’ köküne ikili yakınlaşmayı anlamlı kılan ‘an’ eki ekleyerek özbeöz Türkçe bir kavram elde etmiştir.

 

Kurbana ve bayrama dair bir diğer mülahazamız da şudur.

Malum, bu bayramı bayram yapan Hz. İbrahim’in yaşadığı o müthiş ve muhteşem hadisedir.

 

İlginçtir, Hazreti İbrahim’in teslimiyetini anlatan birçok suredeki yine birçok ayetlerden farklı olarak ‘Saffat Suresi’nde iki mucizevî hal ardı ardına sıralanmış.

Bu suredeki 95–99. ayetler, kavmiyle olan çatışmasını ve ateşe atılmasıyla neticelenen hadiseyi özetlemektedir.

5 kısa ayetle özetlenen harikulade bir imanın tecessüm ettiği sahneyi, 6. ayetle özetlenen ve açıkçası hiçbir yüreğin kaldıramayacağı denli ağır bir imtihanın, ancak İbrahim teslimiyetiyle üstesinden gelinebileceğini gösteren fevkalade bir final izliyor.

 

İki mucize ardı ardına zikrolunmuş dedik.

Bunun, bizlere bir şeyler hatırlatması icap etmez mi?

Hazreti İbrahim, müşrik olan babası Azer’e dua etmekten vazgeçti, mukabilinde ateşe atıldığında; ‘Ya naru, kuni berden ve selamen’, yani, ‘Ey ateş, İbrahim için serin ve selametli ol!’ ikramına muhatap oldu.

Oysa bize, ateşin yaktığını söylemişlerdi.

Hatta buna iman etmemizi istemişlerdi.

Hani ateş yakardı?!.

Evet, rasyoya göre bu böyle olabilir…

Ama imanın emrindeki akıl ne de güzel kavrıyor ateşin değil ancak ‘kun’, yani, ‘ol’ emrinin yakabileceğini!

Yakan ateş değil, iradedir.

‘Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur!’ demişti ya Üstat, aynen öyle…

Sonra ardından, bıçağın kesmeyeceğine işaret buyruluyor.

Bu kez Hazreti İbrahim, ciğerparesini, Rabbine verdiği söze kurban etme makamındadır…

O, evladından vazgeçti, Rabbi de ona kerem ve lütufla mukabelede bulundu.

 

Şimdi de kesmeyen bıçaktı, rasyoya ve bilimsel gerçekliğe (!) inat.

Hani bıçak keserdi?

Kesmedi!

Kesemedi, zira her şeyi yed-i kudretinde çekip çeviren irade, bıçağın kesmemesi yönünde tecelli ediyordu.    

Hazreti İbrahim, iman edip teslimiyet gösterenlerden oldu, Rabbi de kendisini dostları arasına aldı.

Ve şöyle buyurdu yüce Allah

“Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nam bıraktık. Selam olsun İbrahim’e...

 İşte biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.” (Saffat Suresi, 108–111)

 

Kurbanı bayrama çeviren hadise, bizatihi, teslimiyetin ve imanın tüm beşeri kavrayışlara galebe çalmasının sembolik töreninden ibarettir.

İman ve teslimiyettir, hayatın tamamını bayrama döndürecek hakikat…

‘Lebbeyk Allahumme lebbeyk!’dir zamanın bir bölümünü bayramlaştıran.

 

Bayramı mübarek eden bu iman kavrayışının, tüm müminlerin üzerinde tecelli etmesi niyazıyla…

Bayram, o bayram ola.

 

Yazarın Diğer Yazıları