İSTANBUL’UN HÂL-İ PERİŞANI

30 Ağustos 2021 Pazartesi 03:44

İSTANBUL’UN HÂL-İ PERİŞANI

Bundan yaklaşık iki buçuk yıl önce, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin hemen akabinde yani, bir sosyal medya mecraında seçimleri değerlendiren bir analiz kaleme almıştım.

Yazarlıkta ve özellikle de gazetecilikte “fikri takip” çok mühim bir olgudur.

Bendeniz, zaman zaman yazmış olduğum değerlendirme ve analizleri ehemmiyet atfettiğim işbu fikri takip açısından belirli aralıklarla gözden geçiririm.

İşte bu vesile ile denk geldim o yazıma.

Hayli iddialı öngörülerle dolu bir değerlendirme diyebilirim.

Elbette ki, yazının bir kısmını sizinle de paylaşacağım ama öncesinde şu ana kadar yaşananlara dair kısa bir özet sunmak istiyorum.

 

İstanbul’un CHP’li belediye başkanı, 2019 seçimi ardından katiyen, bırakın herhangi bir  “mega proje” yapmayı; “bu, İstanbul için çok iyi olacak” dedirtecek bir proje dahi hayata geçirmedi.

Mütemadiyen önceden biriktirilmiş hizmetlerin ekmeğini yedi.

Önüne iş konduğunda da bundan kaçtı.

Sözgelimi, Başakşehir’de devletin inşa ettiği hastane için gerekli olan yolu bile yapmaktan imtina etti.

Önceki dönemde planlanmış yüksek meblağlı hayati projeleri de “Temel Atmama” şımarıklıklarıyla berhava etti.

Bu hayati derecedeki mühim “Biyolojik Arıtma Tesisi” gırgır şamatayla iptal edilince sonucu ne oldu?

Müsilajın, Marmara denizini adeta esir almasını seyretti.

Sadece sansasyonlarla ve polemiklerle gündem olmayı marifet sandı.

Yapmadığı hizmetleri yalanlarla örtmeye çalıştı ama tabii ki, “yalancının mumu yatsıya kadar yanar” hakikati tecelli etmekte gecikmedi.

Bunun için ‘Fazilet Durağı” yalanını hatırlatmam yeterli olur mu sizce?

Hani, olmayan 47 kişi için “durakta topluca bindiler” yalanını atmakla yetinmeyip, “görüntüleri izledim, kanım dondu” dedikten sonra görüntülerin yalanladığı ve böyle bir hadisenin hiç olmadığı kanıtlandığı halde hiçbir şey olmamış gibi davranmayı becerebildikleri skandal olay…

 

Yapılması gereken işleri yapmayıp, gösterilerle idare eden bu anlayışın varacağı yer elbette ki fiyaskodur.

Gerekli ve hayati hizmetlerin yapılmaması nedeniyle sorunların birikerek patlama noktasına ulaşması kaçınılmazdı, nitekim öyle de oldu.

Haliç, bundan 25 sene önce olduğu gibi, yine kötü kokular saçmaya başladı mesela…

Belediye otobüslerinin bakımına ayrılması gereken paralar partidaşların kasalarına akıtılınca, otobüsler yollarda kalmaya başladı örneğin…

Tarihte bir örneği daha olmayan “suya su katma” rezaleti yaşandı…

Kaynak suyu olduğu iddia edilen ‘Hamidiye Su’ meselesine gönderme yapıyorum.

Yine partidaşlara verilen ihale sonucu yaşanan bir rezaletti bu.

Sözde kaynak suyuna işbu yandaş şirket kuyu suyu katarak İstanbullulara içirdi ve bu rezalet görünen o ki, yanlarına kâr kaldı. (Kaldı mı dersiniz?)

 

Neyse, yazının tam bu noktasına size bahsini ettiğim değerlendirmenin bir kısmını aktarmak istiyorum.

Şöyle demişiz 1 Nisan 2019 tarihindeki ‘Cezacıların Gözü Aydın’ başlıklı analizimizde…

 

“Seçimin AK Parti açısından "çok iyi" olma gerekçelerinden birisi de -şaşıracaksınız ama- Ankara ve İstanbul'un CHP'ye geçmiş olması...

Takip edenler bilir, bu mecrada birçok kez CHP'nin piranalar gibi yok edici özelliklerine dikkat çekmiş ve insanları bu felakete karşı uyarmıştım.

Hafife alanlar, itiraz edenler oldu. Şimdi bunu İstanbul ve Ankara lokalinde hep birlikte izleyeceğiz.

İlk 1 yıl, mevcut imkânları ve rezervleri kullanacakları için pek bir şey görünmeyecek ama takip eden aylarda, bu şehirler kelimenin tam manasıyla kahır ve ezaya muhatap kalacaklardır.

"Bunun AK Parti açısından 'iyi' tarafı nedir?" şeklindeki soruya ise şu cevap sanırım yeterli olacaktır.

2023 seçimlerinin bir nevi sigortası ve garantisi olacak bu şehirlerin kaybı zira öylesine büyük bir yıkımla karşılaşacağız ki, insanlar, çölde su ararcasına "seçim" arayacak ve isteyeceklerdir. Bu yaklaşımımı abartılı bulanlara, "az sabır" demekle yetineceğim.

CHP'nin ne menem bir tufan olduğunu bilmeyenler de bu vesile ile bihakkın öğrenmiş olacaklardır.

Ankara ve İstanbul'un kaybının bu şehirde yaşayanlar açısından zararı açık ama yapacak bir şey yok.

Arapça bir deyimde "Er'rdadi bi derari la yunzeru leh..." denilir.

Yani "Zarara kendi rızasıyla girene acınılmaz..." Bu tercihlerini anlayışla karşıladığımı da peşin peşin söyleyeyim...

Bu insanların "AK Parti bir cezayı hak etti" yaklaşımına sahip kimselerle aynı psikolojide olduğu gerçeğini hatırlatarak "gözünüz aydın" diyorum zaten...

Hakikaten gözleri aydın.

Şimdi Timur'un fillerine benzer bir fil sürüsü dolaşacak İstanbul ve Ankara sokaklarında.

Her şer arka planında bir hayrın devreye girmesi gibi bir hikmet barındırır bünyesinde, bu da öyle...

Cezacılara dair küçük bir notla bu yazıyı noktalayayım.

Bunlarla asla yol yürünmez ve asla bunlara güven olmaz.

Hak şerleri hayreyler...”

 

Evet, öngörümüz buydu, yaşananları da hep birlikte izliyoruz.

Sonuç olarak İstanbul’u pislik götürüyor ve bu çok mühim şehrimiz maaşlesef idare edilemiyor.

Bunda şüphesiz ki, AK Partiyi cezalandırmak için CHP’li olmadığı halde bunlara insafsızca destek veren basiretsizlerin payı hayli büyük.

Tam bu noktada, şu soruyu sorup yazıya nihayet vereceğim.

 

Sahi, bütün bu skandallara, rezaletlere, kayırmacılıklara ve kötü idareye rağmen CHP’lilerin, özellikle de sosyal medyada bunları canhıraş bir şekilde destekleyenlerin ve fondaş medyanın tek kelimelik eleştirisine rastladınız mı?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Doğrusu En Güncel Haber

 

Haberin Doğrusu, Bursa haber, Bursa Haberin son dakika, Doğru haber, Son dakika, Bursa iş dünyası, Bursaspor, Bursa hava durumu, Bursa nöbetçi eczaneler, Bursa ekonomi haberi, Bursa kapalıçarşı, Bursa trafik durumu

Yazarın Diğer Yazıları