HÜMANİST YÛNUS

15 Eylül 2021 Çarşamba 13:34

HÜMANİST YÛNUS

Yûnus Emre'den her bahsettiğimde "Sen de artık biraz abartmıyor musun" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Doğrudur. Ben de biraz abartıyorum. Ama nasıl abartmayayım. Ne zaman "tamamdır, nihayet kapatayım bu konuyu" desem, yeni bir tuhaflıkla karşılaşıyorum.

Geçen günlerin birinde evdeyim. Tv seyrediyorum. Eğitim Bakanlığı'nın hazırladığı video animasyonlardan birine denk geldim. Konu da Yûnus Emre. İzleyeyim dedim. Bir de ne göreyim. Yûnus Emre hümanistmiş, iyi mi. Hümanist, yani, içi insan sevgisi ile dolu. Ya da onun gibi bir şey olsa gerek. Çocuklara bunu anlatıyorlar.

"Ne olacak canım, Yûnus da hümanist oluversin, pırıl olmuş 30 lira" diyebilirsiniz. Hak da veririm. Yûnus Emre meselesinin ihtiyaç hiyerarşisinde üst sıralarda yer aldığını iddia etmiyorum. Fakat her şeye rağmen Yûnus meselesinin "bir şairi bilmekten" öte anlamlar taşıdığını ve uzun vadede geri dönüşlerini yaşayacağımız bir konu olduğunu söylemek istiyorum.

XXX

Yûnus ile ilgili tuhaflıklar zaten "Şair Yûnus" demekle başlıyor. Bizim milletimiz şiir yazmayı sever de, genelde şairlerden "delidir" diye uzak durur. Yağdı yağmur çaktı şimşek. Şiirle maceramız nikahı basana kadar. Oysa şiir bir biçim olarak kültürümüzün taşıyıcı kolonlarından biridir. Nasıl mı? Onu da bir edebiyatçı bulup sormak icab eder.

Yûnus Emre de biçim olarak şiiri seçmiştir. Ama şair falan değildir. Ya da şöyle söylemek daha doğru: Yûnus Emre fikirlerini yaymak için Türkçe şiir söylemeyi tercih etmiş bir mutasavvıfdır. Hatta bana göre bir velidir, ama bu bir bahsi diğer. Özetle Yûnus Emre'yi İslam kültürü ve o kültürün doğurduğu tasavvuf ilmi etrafında ele almak ve anlatmak gerekir.

13.yy mutasavvıfı Yûnus Emre'den  "hümanist şair" diye söz etmek hem yanlış hem de büyük bir haksızlıktır. Peki, Yûnus Emre nihayetinde insan sevmiyor mu? Ne demek istiyorum? Burada şunu sormak gerekecek: Hangi insanı? İnsan dediğiniz de bir değil ki. Yûnus'a göre de bir değil. Buraya dikkat: Yûnus eşrefi mahlukat olarak insanı sever. Ama o insan nefs perdesiyle esfeli safiline indirilmiştir. Nefsinin peşinde koşmaya devam ederse Yûnus'a göre değil insan, hayvanın tekidir.

Işksızlara verme öğüt öğüdünden alır değil

Işksız âdem hayvân olur hayvân öğüt bilir değil"

XXX

Yûnus Emre asabi meşreblidir. Evet, onda celal tecelli eder. Nasıl etmesin... 13.yy, Selçuklu Anadolusundan Moğol ordusunun silindir gibi geçtiği, dirlik ve düzeni darmadağın ettiği yüzyıldır. Derhal toparlanmak ve aşk odunun etrafında bir olmak gerekir. Yûnus çözüm konusunda alternatif düşünceleri aklına dahi getirmez ve karşısındaki tabloya hümanist hümanist bakmaz... Buyrun size mutasavvıf Yûnus'dan bir dönem panoraması:

"İşidün iy ulular âhir zamân olısar

Sag müsülmân seyrekdür ol da gümân olısar

Dânişmend okur dutmaz dervîş yolın gözetmez

Bu halk ögüt işitmez ne sarp zamân olısar

Gitdi begler mürveti binmişler birer atı

Yidügi yohsul eti içdügi kan olısar"

Yunus Emre, dünya yaşantısında düzen ve huzuru tesis etmek için evvel ahireti hatırlamak gerektiği konusunda nettir:

"İy dünyâya aldanan hayırla ihsân kanı

Unutdun âhireti şefkatla îmân kanı

Kimde ki şefkat vardur rahmet dahı andadur

Şimdi bir gönli açuk sünnî müsülmân kanı".

Bu dizeler celal celal kokarken aynı zamanda da Yûnus Emre hakkında yapılan mezhep tartışmalarını da bitirmektedir. Hümanizm meselesini uzatmayayım: Yûnus Emre'den hümanist diye bahsetmek kimseye bir şey kazandırmaz. Ama uzun vadede hepimize çok şey kaybettirebilir. Allahualem.

XXX

Twitter sohbet odalarından birinde Aşık Yûnus'dan bahsediyorduk. Gazeteci Erem Şentürk abi de dinliyordu. "Peki abi..." dedi o kendine has üslubuyla, "Kim bu Yûnus Emre?" Orada verdiğim cevabı buraya da yazmak istiyorum: Anadolu'nun kurtuluşunu Muhammedî ahlâkın ihyası ve tevhidde (Allahın birliğinde bir olmakta) bulmuş bir velidir. Bu kadar. Misyonu bu, yöntem olarak sunduğu ise gazadır. Gazilere seslenir. Yûnus dönemin batı ucunda yaşar ve İ'lâ-yi Kelimetullahın küfür diyarına taşınmasını ister. Tabii, bu iş de öyle kolay değildir.

Osman Gazi'nin en önemli seferlerinden biri Köse Mihal ve Samsa Çavuş ile birlikte çıktığı Sakarya seferidir (ki birkaç yıl sonra tekrarlar). Sakarya nehri civarında kendilerine gazi erenler katılmış, hatta fethedilen yerlerde ihtida eden Rumlar da olmuştur ki Köse Mihal zaten bir Bizans tekfurudur. 1321 yılına kadar Sakarya nehri civarında yaşayan Yunus Emre'nin, o döneme kadar iki defa büyük Sakarya seferine çıkmış Osman Gazi'den habersiz olduğu düşünülemez.

Hiç şüphe yok ki bu civarda yaşayan gazi erenlerin mürşidi Yunus Emre olmalıdır. Zira daha o dönemden itibaren tekkelerde şöhret sahibi olmuş ve ilahileri ezberlenmiştir. Bunu kendisi de ifade eder. Döneminde yakaladığı şöhreti Yunus Emre ve Tasavvuf kitabında Abdulbaki Gölpınarlı işler. Zaten şiirlerinde ağırlıkla yanına gelenleri hevese kapılmamaları, bu yolun zor olduğu yönünde uyarır:

"Görmez misin Mustafâ'yı niçe bekledi vefâyı

Ümmetiçün ol safâyı ümmet ana irse gerek

Beklerisen dîn gayretin virmegil nefse murâdın

Yûnus Nebî salâvâtın 'ışkıla degürse gerek".

XXX

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yûnus Emre Enstitüsü ile ortak olsa gerek İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde bir etkinlik icra etti. Etkinlikten günün sonunda, herkes evine döndükten sonra haberim oldu, takip edemedim. Kim geldi kim gitti bilmiyorum. "Kültür Sanat dünyasının mühim simaları" konuk olmuş. Yûnus Emre üzerine düşünen, yazan, kim vardı, merak eden bir ara detaylı bir arama yapar.

Youtube'dan etkinliği izledim. İlahiler, konuşmalar, şiirler, iyi gidiyor. Etkinlik işte. Mübareğin ruhunu çağıracak halleri yok. Sonra birden biri sahneye çıktı ve abartılı, trajik, enteresan şeyler söylemeye başladı. Dervişe benziyor. Oyuncu. Ağladı ağlayacak. Sonra beyaz beyaz bir şeyler giymiş birileri devreye girdi. Batılı üslubunda bir müzik ziyafeti. Dersiniz ki kiliseden kaçıp gelmişler. Beyazlı arkadaşlar bir ileri gidiyor bir geri. Neler oluyor? Hani Yûnus görse papaza yakalanmadan kaçayım der.

Mustafa Tatcı hoca da rahatsız olmuş olacak ki şöyle bir tweet attı: "Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 'Aşkın Türkçesi Yunus Emre' filmini izledik. Gönüllerimiz Yunus'un evrensel hümanist görüşleriyle ihya oldu. Hazırlanan Yunus oratoryolarını dinledik. Kulaklarımız Türkçenin güzellikleriyle arındı. Sağolsunlar."

"Hocam" dedim, neden böyle? Gönlüm yorgun evladım dedi... Yani demem o ki: Hümanist Yûnus artık gönlümüzü yordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haberin Doğrusu En Güncel Haber

 

Haberin Doğrusu, Bursa haber, Bursa son dakika, Doğru haber, Son dakika, Bursa iş dünyası, Bursaspor, Bursa hava durumu, Bursa nöbetçi eczaneler, Bursa ekonomi haberi, Bursa kapalıçarşı, Bursa trafik durumu

Yazarın Diğer Yazıları