Halk hakim oldu, vatandaş mağdur…

01 Ocak 2021 Cuma 19:06
Halk hakim oldu, vatandaş mağdur…

28 Şubat sürecinde 8 – 10 yaşlarında bir çocuktum. Fakat yine de bir çocuk için ağır denebilecek şekilde yaşadım o yılları. Nedeniyse, babam Ahmet Kekeç’in yazıları nedeniyle hapse girme ihtimaliydi… Evde sürekli konuşulurdu bu. Geç geldiği zaman korkardık. Bazen de gelmezdi. Gelmediği akşamlar avukatı arar, “serbest kalması için uğraşıyoruz” diyerek bizi avuturdu. Dolayısıyla olan bitene dikkat kesilmiş durumdaydım. Bir gün tesettürlü kadınlar el ele boğaz köprüsünden geçmişti, babam pek tabii olan biteni gazeteci olarak takip ettiği sırada yanındaydım, anlatırdı, anlamaya çalışırdım. Ama anlamazdım.

28 Şubat sürecinde herhalde en sık duyduğum cümlelerden biri, “başörtüsü değil türbana karşıyız” cümlesiydi. “Başörtüsü tamam ama türban siyasi bir simgedir” denirdi hep. Yıllar olmuştur bu cümleyi duymayalı. Geçen günlerde CHP’li Fikri Sağlar tekrar edince bana biraz nostalji oldu açıkçası. Çocukluğumu adeta kısa bir an da olsa yeniden yaşadım. İyi, iyi ama, bana çocukluğumu yaşatmak dışında bir amacı da olmalıydı bu cümlenin? Neydi amaç? Ne denmek istenmişti? Tevil edecek olursak, ortaya nasıl bir tablo çıkıyordu? Düşündüm…

 Ülkemizde en çok köylü yetişir

 Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar romanında Ülkemiz adlı bir bölüm vardır. Baş kahraman Hikmet Benol komşusunun patates kafa oğlu Salim’e ödevi için yardım eder. Konu Ülkemizdir. Hikmet Benol Ülkemizde en çok heykel ve köylü yetiştiği bilgisini verir. Salim şaşkındır. “Ülkemizin dört bir yanı köylülerle çevrilidir. Köylü bütün iklimlerde yetişir… Çabuk büyür erken meyve verir. Biz köylüleri çok severiz. Şehre gelirlerse onlardan kapıcı ve amele yaparız.” Atay, aslında bir tek parti dönemi eleştirisi olan romanında, CHP elitinin ‘halkçılık’ algısını kafaya alarak adeta gebertir.

Köylünün meyve vereni ya da şehre gelirse kapıcı veya amelelik yapanı makbuldür. Mümtaz Soysal’ın dediği gibi, maazallah plajlara falan akın edecek olurlarsa vatandaş mağdur olur, denize giremez. Halk başka vatandaş başkadır. Hülasa, Sağlar’ın, bilinçaltlarında bir eski düşüncenin hayaleti gibi hala gezinen ifadelerini tevil edecek olursak; Müslüman kadın başörtüsü ile gözleme yapma, kapıcı olma ya da tarlada çalışma konusunda hürdür, fakat şehre gelecek olursa ve aman Allah korusun hâkim ya da doktor falan olmaya kalkarsa başörtüsü (türbanı) nedeniyle vatandaş mağdur olur. Çıkarmalıdır. Makbul olan budur. Halk olmak serbest de vatandaş olmak tuhaf kurallara tabiidir. Halk hâkim oldu, vatandaş mağdur.

 

Felaketler zinciri

 Fikri Sağlar’ın yeniden uyandırmaya çalıştığı tek parti döneminin küflü ve ihtiyar hayaletini üç Felak üç Nas ile kovmaya çalıştığımız sırada yeni bomba Sözcü gazetesinden geldi: 2020 felaketlerinden biri de Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasıymış. Bak sen şu halka… Şişede durduğu gibi durmuyor. Demek iki dakika bile boş bırakmaya gelmez bu halkı. Vatandaşın müzesine el koymuşlar. Bilmiyorum, daha fazla söze gerek var mı? İki şeye şeytan karışır demişler; az söze, bir de fazla sözle.

Yazarın Diğer Yazıları