ODALARDA IŞIKSIZIM

30 Eylül 2020 Çarşamba 09:31
ODALARDA IŞIKSIZIM

1953 de kurulan ve 1983 de merkezini Ankara’ya taşıyan Türk Tabipler Birliği kendi resmi sayfasında da ilan ettiği gibi tabiplerin meslek örgütüdür.

Şimdi önümüzde mütemadiyen tartışmaların odağında kalmış bu yapıyla ilgili birkaç soru var.

1953 ‘den 2020 yılına kadar geçen süreçte meslek örgütünden illegal oluşumlara açıktan destek veren bir yapıya nasıl ve niye dönüştü?

1983 de kanun maddesine giren zorunlu üyeliğin bunda bir etkisi var mı?

Hekimlerin ne kadarı TTB ile aynı görüşte tabip odası seçimlerine katılım oranı nedir?

Özel sektörde mesleği icra edebilmek için TTB’ye zorunlu üyelik ne kadar demokratik?

Bu rakamlarla ilgili Hekim Hakları platformunun bir gazeteye verdiği açıklamalara bakmakta sanırım fayda var…

https://www.milatgazetesi.com/haber/ttbye-sert-tepki-hdpnin-odasi-8991/

Taze emekli olmuş 26 yıllık bir hekim olarak naçizane fikrim bir meslek odasına zorunlu üyelik üyeler açısından tüm dengeleri en başından bozmuştur.

Her meslek grubu için durum budur.

Yönetimi oluşturacak oyu alan grup kendi fikirlerini tüm meslek erbabının fikriymiş gibi kamuya deklare eder. Biraz vakit ayırıp “ttb.org” ya da İstanbul tabip odasının resmi sitelerine ya da resmi sosyal medya hesaplarına bir göz gezdirirseniz, tüm hekimleri zan altında bırakan paylaşımları görebilirsiniz.

Yalnızca siyasi iktidara değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenlik politikalarına da muhalif olan illegal örgütlerle kol kola paylaşımlar, bildirimler…

Halkın sağlığına, hekimliğe, sağlığa herkesin ulaşmasına, sağlık politikalarının iyileşmesine katkı sunmak bu mudur?

Bilindiği üzere Mart 2020 den beri Covid 19 pandemisi ile tüm dünya gibi Türkiye’de de aktif bir mücadele sürdürüyoruz.

Dünyadaki rakamlar kayıplar ve bizdekiler ortada iken TTB’nin provokatif paylaşımları, rakamları çarpıtması, tüm sağlık çalışanlarını zan altında bırakması, başkalarını bilemem ama benim açımdan bardak taştı…

Başta İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Diyarbakır oda başkanları olmak üzere neredeyse tüm “birlik” ülke aleyhinde çalışan bir yapı mahiyetinde değil de nedir?

Kanıt mı istiyorsunuz?

Buyurunuz, TTB’nin 04.08.2020 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan paylaşımı.

 

Hal böyle iken ülke aleyhine gayet gayretli görünen TTB söz konusu terör örgütleri olunca birden vaziyet değiştiriyor ve aşağıdaki linkte de görüleceği gibi terör örgütü yandaşı bir portre çiziyor.

Av. Ebru Timtik ve Av. Aytaç Ünsal’ın adil yargılanma talepleri dikkate alınmalı, ölüm oruçları son bulmalıdır! https://ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=828d0878-d5c1-11ea-9c50-7fbe39e4ca48&utm_source=dlvr.it&utm_medium=twitter…

Bunun dışında TTB’nin resmi sayfasında öyle paylaşımlar var ki, inanılır gibi değil…

Merak edenler lütfen göz gerdirsin. 

Bir terör örgütü eş başkanına ‘’ Barış ve Demokrasi Ödülü verilmesi’’nden tutun da “İstanbul Sözleşmesine” varıncaya kadar meslek dışı ne kadar hadise varsa hepsinde TTB’yi görmeniz mümkündür ama hekimlik, sağlık politikası, çözüm önerisi, bilimsel öneriler filan boşuna aramayız zira o taraklarda bezleri yok…

TTB’nin bu yaklaşımını benimsemeyen hekimler de birleşsin yönetimi ele geçirsin gibi serzenişleri çok işittim.

İnanın üyelik kanunen zorunlu oldukça başka bir garabet yapıdan başka bir oluşum ortaya çıkmayacak.

Biz siyasi iktidar yanlısı yahut muhalefet yanlısı ve daha acısı illegal yapıların egemen olduğu meslek örgütü istemiyoruz.

Sonuç olarak, alternatifi olan, hekimin tercih hakkının bulunduğu, hekim haklarına, hasta haklarına, sağlık politikalarına katkı sunacak bu alanda birbiriyle yarışacak alternatif hekim örgütlenmesinin yasal olarak önünün açılmasını istiyoruz.  

Yazarın Diğer Yazıları