NEREDEN ÇIKTI BU İYİ PARTİ?

13 Kasım 2020 Cuma 09:16
NEREDEN ÇIKTI BU İYİ PARTİ?

Memlekette gündem çok hızlı değişiyor malum. Başka bir ülke olsa muhtemelen yeri yerinden oynatacak hadiseler bizim ülkemizde kısa sürede eskitilip bir köşeye bırakılıyor. Kısa bir süre önce İyi Parti içinde patlak veren tartışma da bu kabil bir hadise olarak arşivlerde yerini aldı.

Aslında tartışmanın içeriği ve tartışmaya taraf olanlar, Türkiye’nin çok yakın geçmişte yaşadığı pek çok badirenin anlaşılması açısından önemli ipuçları taşıyan bir niteliği haiz. Özellikle 15 Temmuz sonrası herkesin sormayı pek sevdiği “Feto’nun siyasi ayağı nerde yea” sorusuna da ışık tutacak kadar önemli bir tartışmaydı İP bünyesindeki tartışma.

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür demiş eskiler. İnsan hafızasının hadiseleri unutma eğilimini vurgulayan çarpıcı bir sözdür. Daha önceki bir yazımda “bugün dünün çocuğudur” demiştim. İyi Parti’deki tartışma/kavgayı olayları unutma eğilimindeki hafızalarımızı tazeleyerek ta en başından bir daha ele alalım ve bugünün hangi dünün çocuğu olduğunu anlamaya gayret edelim.

Kanaatim odur ki, Ak Parti’nin iktidarında geçirdiğimiz son 18 senenin en kritik siyasi hadisesi 2010 yılında CHP, 2011 yılında ise MHP’ye yapılan kaset operasyonlarıdır. Onun dışında da Ak Parti’ye kapatma davası, 367 garabeti, 27 Nisan e-muhtırası, Gezi kalkışması, 17/25 Aralık kumpası/sivil darbe teşebbüsü ve nihayet 15 Temmuz gibi çok önemli hadiseler yaşanmıştır. (Arada gerçekleşen irili ufaklı çok sayıda başka hadiselere değinmiyorum.)

Ancak bütün bu hadiselerin zemini hazırlayan, özellikle Gezi’den itibaren gerçekleşen hadiselerin “bizim çocuklar başardı” noktasına getirecek şekilde “olgunlaştıran” girişim, mezkûr operasyonlardır. “Nereden çıktı bu İyi Parti, nasıl bir siyasi atmosferde ve hangi sosyolojik zeminde ortaya çıktı?” sorusuna verilecek cevabın kaçınılmaz olarak gelip dayanacağı milat +18 kasetler olacaktır.

2010 yılında Deniz Baykal’ın, internet sayfalarına servis edilen görüntüleri sayesinde CHP’nin başından gitmesi sağlandı. Eline tutuşturulan dosyalarla ekranlarda ufak ufak parlatılan Kılıçtaroğlu olay daha sıcakken Baykal’ı ziyarete gitmiş ve çıkışta kendisine sorulan “genel başkanlığa aday olacak mısınız” sorusuna “hayır” cevabını vermişti. Ve fakat daha bu sözleri kaydeden cihazlar kapanmamışken kendini CHP’nin başında buluvermişti.

Sonrasında ise geleneksel ulusalcı ve ultra laik Kemalist çizginin yılmaz savunucusu, kendisini cumhuriyetin banisi ve hamisi olarak gören CHP gitti, yerine; PKK’sı, Dhkp-c’si ne kadar eli silahlı terör örgütü varsa onları savunanların, eski tüfek İslamcıların, bir kısım liberallerin, geçmişi CHP’nin dokunulmaz kutsalı olan Kemalist ideolojiyi eleştirerek sivrilmiş garip tiplerin doluştuğu, siyasi partiden ziyade stratejik bir cepheye dönüşmüş, ne dediği ve neyi savunduğu belli olmayan bir parti gelmişti.

Geleneksel CHP çizgisindeki siyasetçiler CHP’den tamamen tasfiye edildi.

Kılıçtaroğlu’nun danışmanlarının Feto bağlantıları (https://www.sabah.com.tr/gundem/2020/01/23/kemal-kilicdaroglunun-6-danismani-feto-ile-irtibatli), CHP’nin nasıl bir dizayn faaliyetine maruz kaldığının en bariz göstergesidir.

Bu durumu ifşa ettiği için CHP’den ihraç edilen “eski CHP”nin önemli siyasetçilerinden Yılmaz Ateş bu dizayn çalışmasının boyutlarını tv ekranlarından açıklamıştı (https://www.youtube.com/watch?v=BbzC5QcSi-k).

Yılmaz Ateş’in “CHP Feto’ya teslim edilmeseydi 15 Temmuz’a giden süreç yaşanmazdı” diye özetlediği sürecin ikinci aşaması 2011 Haziran seçimlerinin hemen öncesinde MHP’de uygulamaya konuldu.

MHP yönetiminde bulunan 10 siyasetçinin görüntüleri sırayla internetten servis edildi.

Ancak Devlet Bahçeli’nin daha dirayetli durması sayesinde MHP için tasarlanan dizayn çalışması başarıya ulaşmadı ama bu henüz ilk raunttu.

Takip eden yıllarda MHP içinde Devlet Bahçeli’ye muhalefet sesleri giderek yükseltildi. Tartışmalar 2015-2016 yıllarında zirveye çıktı ve mahkemelere düşen kongre safahatı sonunda MHP yönetimi değiştirilemeyince parti bölünerek İyi Parti kuruldu.

MHP’den ayrılıp İyi Parti’yi kuranların siyasi söylemlerinde bir orijinallik olması şöyle dursun, Devlet Bahçeli’yi milliyetçi çizgiye uygun hareket etmemekle suçlayıp çıktıkları yolda vardıkları son CHP ve PKK’nın siyasi ayağı olan HDP ile ittifak etmek oldu.

Ak Parti ile ittifak eden MHP’nin oyları artarken, Feto’ya karşı dişe dokunur hiçbir söylemi olmayan, tersine kadroları içinde Feto’yla irtibatlı çok sayıda kişinin bulunduğu İyi Parti tek başına meclise girecek oy oranına bile ulaşamadı. 

Erdoğan’ın daha yolun en başından itibaren aradıkları adam olmadığını söyleyen bizzat Fetullah Gülen’in kendisidir (https://www.dailymotion.com/video/x6hwj2k).

Haşhaşi çetesi 3 kasım 2002 seçimlerinde hocaefendilerinin “şefaat hakkım olsa onun için kullanırım” dediği Ecevit’in partisi DSP’ye oy vermişti.

2007’den itibaren ise Erdoğan’ın kafa kola alınıp kendi amaçları için kullanılabilecekleri sıradan bir siyasetçi olmadığını gören Feto’nun siyasete şekil verme çalışmaları 2009’da yaşanan “one munite” kıyamıyla boyut kazanmıştı.

Kılıçtaroğlu’nun eline tutuşturulan dosyalardan CHP ve MHP’ye yapılan kaset operasyonlarına kadar hiçbir şey Feto’nun siyaset mühendisliği çalışmalarından bağımsız düşünülemez. Kaldı ki bu bağlantılara dair çok sayıda bilgi ve belgeye ufacık bir araştırmayla ulaşılabilir.

Hasılı, muhalefeti dizayn etmek üzere kaset operasyonlarını yapanlar kimlerse, hiçbir doğal zemini olmayan, sosyolojik ve siyasi olarak bir karşılığı bulunmayan, ismi, arması ve söylemiyle(!) tamamen konjonktürel bir siyasi aparat olan İyi Parti’nin suflörü onlardır. Yani baştaki soruya dönecek olursak; Feto’nun siyasi ayağını arayanların bakacakları yer, kaset operasyonlarıyla dizayn edilen veya kurulan muhalefet partileridir.

 

Yazarın Diğer Yazıları