Alakaya çay demleyemeyenler İslâmcı olunca (2)

17 Kasım 2020 Salı 10:46
Alakaya çay demleyemeyenler İslâmcı olunca (2)

Bir önceki yazımızda Süleyman Çobanoğlu’nun alaka kelimesinden nefret ettiğini belirten bir sosyal medya paylaşımından hareket ederek girizgâh yapmıştık meseleye. Çobanoğlu’nun Kanal 7 televizyonunda yaptıklarından, bulunduğu çevreden dolayı tırnak içinde “İslâmcı” olarak takdim edildiğine de değinmiştik. Alaka kelimesinden nefret ettiğini Ötüken Yayınevi’nin çıkardığı Söğüt isimli edebiyat dergisinde de yazdığı bilgisini vermiştik.

Bu yazıyı yazmak için bilgisayar başına oturduğumda niyetim Çobanoğlu’nun Söğüt dergisindeki yazısından hareketle Türkçe düşmanlığı olarak adlandırdığım tavrı üzerine bir şeyleri dile getirmekti. Çobanoğlu tırnak içinde “İslâmcı” olarak takdim edildi, ama acaba bu adlandırmanın anlam alanı içine giriyor muydu Çobanoğlu?

Bu soru aklıma gelince yine yolu Kanal 7’ye düşmüş Ahmet Hakan Coşkun geldi!

Ahmet Hakan Coşkun’un savrulduğu noktayı şu anda herkes yakından biliyor. Ona ne kadar tırnak içinde “İslâmcı” denilebiliyorsa Çobanoğlu için de aynı şey söylenemez mi?

Gerçi Coşkun’un kendini tırnak içinde “İslâmcı” olarak adlandırdığı bir dönemi oldu. Kendini öyle adlandırdığı döneminde tanışmıştık Ahmet Hakan Coşkun ile.

Coşkun ile ilgili durum aklıma gelince Çobanoğlu’nun Söğüt dergisindeki yazısı ile ilgili bir şeyler yazmaktan vazgeçtim. Vazgeçtim, çünkü Çobanoğlu’nun tırnak içinde de olsa kendini “İslâmcı” olarak adlandırdığını en azından ben duymadım. Adlandırdıysa bile bu bana ulaşmadı ne yazık ki. Benim tanıdığım, bildiğim Çobanoğlu Ötüken yayınları arasında okur karşısına çıkardığı Tamgalar şiir kitabındaki Çobanoğlu idi. Yani milliyetçi, sağcı bir kalem. Sırf başkaları onu öyle adlandırdı diye İslâmcı olacak değil ya! Mesela Hece dergisi ve yayınevine değil de Dergâh dergisi, Ötüken yayınevine daha yakın bir kalem denilebilir. Onun için vazgeçtim Çobanoğlu’nun Söğüt dergisindeki yazısını ele alacak bir yazı kaleme almaktan.

Günahı vebali kendi boynuna Süleyman Çobanoğlu alaka kelimesinden nefret ettiğini paylaşınca olumsuz anlamıyla artistlik yapıyor diye düşünmüştüm, ama şimdi öyle düşünmüyorum. Fakat tavrını tasvip ettiğim anlamına gelmiyor bu düşüncem. Çobanoğlu bu tercihi ile karşılaştığı tuhaf durumlar karşısında alakaya değil de “ilgiye çay demlesin” dursun. Karşılaştığı tuhaf durumlar karşısında “kel ilgi” diye şaşkınlık belirtmeye devam etsin. Tercih onun çünkü.

Bana tuhaf gelen ise şu: İsmet Özel, yaşı kendinden küçük olan şairlerin şiirleri veya kitapları için yazı kaleme almazken Çobanoğlu’nun kitabı hakkında yazı yazdı. Yani İsmet Özel’in dikkate aldığı bir şiir kitabı çıkarmıştı Çobanoğlu. İsmet Özel’in dikkate almadığı bir şair olsa bile şair olarak bir kelimeden “eski olduğu” gerekçesiyle nefret ettiğini nasıl söyleyebildi?!

Bir şairin, şiirin ana malzemesini oluşturan kelime için nefret etmek gibi çok sert bir ifade kullanmaya hakkı var mıdır, açıkçası bilemiyorum!

Tamam, şairin çok sevdiği, kendine çok sevimli gelen kelimeleri olabilir, nefret etmese bile kendine soğuk gelen kelimeleri olabilir. Bunu görmezden geliyor değilim ama şiirini kaleme aldığı lisanı zenginleştirmesi, tezyin etmesi beklenirken, dilde fakirleşmenin timsali hâline gelmiş kelimelere tutunup o lisanın bazı kelimelerinden nefret edebilmesini kesinlikle anlayamıyorum!

Yazarın Diğer Yazıları