ABD'de pişer, bize ne düşer?

05 Kasım 2020 Perşembe 09:43
ABD'de pişer, bize ne düşer?

 

ABD'de muhtemelen mahkemede bitecek seçimde mevcut Başkan Cumhuriyetçi Donald Trump, rakibi Joe Biden'ı devirdiğini duyurarak Demokrat Parti taraftarlarını küplere bindirecek bir açıklamayla bir nevi erken zafer konuşması yaptı. Bu yazının yayınlandığı dakikalarda Trump-Biden kapışması için son düzlüğe girilmişti. Peki bu nefes nefese gerçekleşen Başkanlık Seçimi'nin sonuçları Türkiye ile ilişkileri nasıl etkiler? Karşılaştırma yaparak gidelim...

Trump, iş dünyasından gelen biri ve siyaset-diplomasi ekseninde deneyimi başkanlık dönemiyle sınırlı denilebilir. Biden ise deneyimli bir siyasetçi ve Obama dönemindeki Başkan Yardımcısı sıfatıyla yakın döneme damgasını vuran kararlara imza atmış biri.

Trump daha çok bireysel diyalogla liderlerle arasındaki meseleleri halletme yolunu seçiyor. Biden ise danışması gereken yerler olduğunu biliyor. Kişisel ilişkilerle ilerleyen Trump'ın kötü sürprizlere açık biri olduğu bir gerçek. Biden ise daha tahmin edilebilir adımlar atabilecek biri.

Trump ile ucu ona çok dokunmayan sorunların çözümü kolay olabiliyor. Biden ise sorunların çözümünün sürümcemeye bırakılmasına yönelik eğilimi olan biri.

Trump, kısa sürede net çözüm odaklı olduğu için agresif bir dış politika izliyor. Biden ise devlet geleneğinin gölgesini attığı her adımda görecek biri.

Trump, kendi payı ve siyasi geleceği için karlılık görmediği hiçbir meselede ortalarda görünmeyi sevmiyor. Biden ise tam tersine karlılık olarak algılanmayacak meselelerde de müdahil olması gerektiğini düşünen biri.

Trump seçilirse Ankara ile iletişim kanalları bozulmadan devam edecek. Yeri geldiğinde apaçık yaptırım tehdidi savuran Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan için de çözüme ulaşmada iletişim kurulabilecek nitelikte. Biden seçilirse Erdoğan ile yeni bir iletişim hattı kurulması gerekecek. Evet daha önce birkaç kez görüştüler ama seçilirse durum bu kez farklı olacak. İletişimde işler rayına girene kadar uzun bir süre geçebilir.

Trump, dış politikada çok fazla sorunlu bölgelerde olma taraftarı değil. Dolayısıyla Türkiye'nin yakın bölgesindeki stratejilerinde çok da fazla oyunbozan tarzı yok. Biden ise tam tersi hareket edebilir. Daha müdahaleci bir anlayış, ikili ilişkilerde yüksek gerilimlere yol açacaktır.

Trump seçilirse Türkiye'ye yönelik hiç yaptırım uygulanmayacağı anlaşılmamalı ancak Biden seçilirse kısa ve orta vadede S-400 füzeleri ve Doğu Akdeniz'deki hamleler nedeniyle yaptırımlar gündeme gelecektir.

Peki ya ticaret? Erdoğan ve Trump, iki ülke arasındaki ticaret hacmi için hedef olarak yıllık 100 milyar dolar belirlemişti. Ancak bugün gelinen nokta, hedefin uzağında. Her iki isim için de bu hedef konusunda samimi adımlar atacakları yönünde ciddi soru işaretleri var.

Ruslardan aldığımız ve kısa süre önce ilk testini yaptığımız S-400 füze savunma sistemi, ABD'nin tepki olarak programından çıkardığı F-35 uçakları meselesi, Doğu Akdeniz'deki restleşmeler, 1915 olayları her iki aday düşünüldüğünde de Türkiye açısından riskli alanlar. Biden için ise başlı başına bir sorun alanı söz konusu. O da kısa süre önce gündem yaratan Biden'ın Erdoğan yönetimine olumsuz baktığı ve muhalefeti cesaretlendireceği yönündeki ifadeleri... Olur da seçilirse bu doğrultuda adımlar atacağına pek ihtimal vermesem de görevi süresince ABD-Türkiye ilişkilerine açık ara damgasını vuracaktır.

Yazarın Diğer Yazıları