FETÖ’CÜLÜK BİR DİNDİR VE FG BU DİNİN TANRISIDIR

20 Eylül 2021 Pazartesi 01:30

FETÖ’CÜLÜK BİR DİNDİR VE FG BU DİNİN TANRISIDIR

Amerika hesabına Türkiye’ye kasteden bu mel’un örgüte dair belirli aralıklarla da olsa muhakkak hatırlatmada bulunmak lazım. Zira orta yerde unutulmaması gereken bir vatana ihanet ve İslâm’a düşmanlık olgusu vardır.

Eğer bu örgüt ve yaptıkları unutulursa bu ülkeyi bir daha geri alamamak üzere kaybetme riski söz konusudur hiç tartışmasız.

Gelelim, bu yapıyı neden bir ‘din’ olarak değerlendirdiğimiz hususuna…

En az 50 yıllık projeksiyonlar yapan müstekbir güçler, bu ülkenin ve bu coğrafyanın geleceğinin 'İslâm' olacağını görmüş ve içi boşaltılmış, iddialarından, tarihinden, medeniyetinden vazgeçmiş sözde İslâmî bir yapılanmayı kendisi üretmiştir!

Bu yüzden dikkat ediniz, örgütün faş olunan söylemlerinde hep 'Bâtıni' bir yaklaşım vardır.

Modern ve dibine kadar seküler olmakla birlikte (haşa ve kella) peygamberin dahi insafsızca istismar edildiği Bâtıni bir söylem.

İnsanların iradesi ancak böyle bir söylemle teslim alınabilir zira...

"Ne söylüyorsa, ne yapıyorsa vardır bir hikmeti' denmelidir!

Aksi takdirde, olup bitenin bir ihanet olduğunu görmemek için kör olmak lazımdır.

Zaten Bâtıni yaklaşım, aklı iptal edip gözü göremez kılar.

Nitekim geçmişte yaşananlara ve yapılanlara baktığımızda bu hakikatin birçok kez tahakkuk ettiğini görürüz.

Hatırlayalım, sosyal medya vesilesiyle gündeme gelen malum şahsa ait bir takım ses kayıtları deşifre edildi.

Bunlardan birinde Peygamberin, “twitleri ikiye katlamasını” söylediği ifade ediliyordu.

Yaptıkları yıkım operasyonunda hiç utanmadan ve sıkılmadan peygambere bühtan ediliyordu ve bu mel’unun bağlıları bunu asla sorgulamıyorlardı.

Aynı şekilde “peygamberin Türkçe olimpiyatlarına geldiği” de söylenmiş, Allah’a değil de bu vatan haini mel’una iman etmiş olanlar buna da ses çıkarmamışlardı.

Bunlardan en vahimi şüphesiz ki, görüntülü bir kayıtta kendine iman edenlere şöyle diyordu, Allah’a ve peygambere gözünü kırpmadan iftira eden bu eşhas-ı müthişe…

“Peygamber gelse ve ‘Fethullah bu işleri bırak’ dese ona diyeceğim ki, ‘Ya Resulullah, seni bu hususta dinlemeyeceğim…”

Allah’a ve Rasulüne iman etmiş bir Müslümanın tüylerini diken diken eden bir itiraftır bu aslında, bahsini ettiğim ‘farklı bir din’ olgusunun da apaçık bir kanıtı…

Yani bu özne apaçık bir şekilde kendini peygamberden de üstte görmekte ve tanrısal bir hüviyeti haiz olduğunu ihsas ettirmektedir.

Kalbinde en az düzeyde iman bulunan bir Müslümanın tereddütsüz itiraz edeceği bu söyleme kendi bağlılarından en küçük bir itiraz sesi yükseldi mi peki?

Tabii ki, hayır!

Zira onun bağlıları tıpkı Allah’a iman eder gibi bu mel’una iman ediyorlar ve bunu asla sorgulayacak değillerdir!

Bu yüzdendir ki, vatana ihanetlerinden ve İslâm’a düşmanlıklarından asla pişman olmayacaklar, nedamet getirmeyecekler!

Nitekim getirmiyorlar ve zerre kadar geri adım atmıyorlar.

Vatan haini ve İslâm düşmanı FG aslında bu özelliği ile Kur’an’da adı geçen Bel’am’a da benzemektedir kısmen…

Dilerseniz bu hususu azıcık da olsa açalım…

Bel'am Baura, Hz. Musa döneminde yaşamış sözde bir âlim (?)

Hz. Musa, Bel'am'ın ikamet ettiği şehri alacaktı.

Kavmi, dualarının kabul olunduğunu düşündüğü Bel'am'dan, Hz. Musa aleyhine beddua etmesini ister ve bunun için bir hayli dünyalık teklif eder.

Bel'am, menfaatin büyüklüğüne direnemeyip teklifi kabul eder ve bedduaya başlar.

Enteresan bir biçimde bedduaları ters tepip kendine ve kavmine isabet eder ve bu esnada dili göğsüne doğru sarkar.

Sonuçta da hüsrana uğrayanlardan olur.

Kur'an, Bel'am'ın durumuyla ilgili şu ayetlerle izahatta bulunur.

"Onlara, kendisine âyetlerimizi sunduğumuz o adamın kıssasını da anlat; âyetlerden sıyrılıp çıktı, derken onu şeytan arkasına taktı, en sonunda da helak olanlardan oldu.

Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler."  (Araf suresi, 175-176)

Özetle anlattığımız bu hadisede "Bel'am"ın hususiyetlerini şöyle sıralamak mümkündür.

1- İlmi kimliği ile temayüz etmesi... (Bel'am'ın, FG'ye kıyasla çok daha nitelikli olduğunu hasseten belirtmeliyiz).

2- Şeytanın iğfasına kapılıp onun arkasına takılması.

3- Dünyalık için dini terk etmesi.

4- Duasıyla şöhret bulmuşken bedduaya yönelmesi.

5- Ayetteki işaretle köpeğe benzetilmesi.

(Nasıl, FG'nin kendisinden söz ederken Ashab-ı Kehf'in köpeğine atfen 'Kıtmir' ismini kullanması bir tesadüf olabilir mi acaba, ne dersiniz?..)

Ne kadar ilginç değil mi?

Birbirini hayli andıran iki ayrı şahsiyet...

Yukarıda da ifade etiğimiz gibi bu özne Bel’am’dan daha beter ve esasen kendini bir tür tanrı gibi görmekte…

Bundan yıllar önce ‘Dinler Arası Diyalog’ çalışmalarında küresel bir dinin oluşumu adına aktif rol üstlenmiş birisi için çok da şaşılacak bir durum değil bu doğrusu…

Her ne ise, benim bu yazı ile yapmak istediğim şey, malum mel’unun yaptıklarının unutulmaması için bir hatırlatma ve bir uyarı sadece…

Zira unutursak, her şeyi sil baltan yeniden yaşamamız kaçınılmaz olabilir…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haberin Doğrusu En Güncel Haber

 

Haberin Doğrusu, Bursa haber, Bursa son dakika, Doğru haber, Son dakika, Bursa iş dünyası, Bursaspor, Bursa hava durumu, Bursa nöbetçi eczaneler, Bursa ekonomi haberi, Bursa kapalıçarşı, Bursa trafik durumu

 

Yazarın Diğer Yazıları