Demirtaş Üzerinden PKK’yı ve Cinayetleri Meşrulaştırmak İsteyenler

28 Aralık 2021 Pazartesi 08:48
Demirtaş Üzerinden PKK’yı ve Cinayetleri Meşrulaştırmak İsteyenler

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) manidar bir zamanlamayla bizce artık manidar olmaktan çıkmış bir karar aldı.

Konu; HDP eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğu…

Peki, Demirtaş neden tutuklanmıştı.

Resmi gerekçe, şunlar…

50 kişinin öldüğü 'Kobani Protestoları' öncesi ve sürecinde atılan twit ve yapılan açıklamalar.

9 Ekim 2014'te HDP Diyarbakır il başkanlığında yaptığı açıklama.

18 Aralık 2015'te Diyarbakır'da hendekler ve buna bağlı eylemlere dair yaptığı açıklamalar.

26 Aralık 2015'te Demokratik Toplum Kongresi'nde yine hendek barikatlarla ilgili açıklamalar.

3 Mart 2016'da Diyarbakır Yenişehir Belediyesi önünde bir PKK'lı teröristin cenazesiyle ilgili yaptığı açıklama ve beyanlar.

Bunlar, her biri kuşkusuz ki, milletvekilliği koruma zırhına dayanarak yasaları hiçe sayma sonucunda işlenmiş suçlardı ama biri var ki, ucunda 50 ölüm söz konusuydu.

Yasin Börü’nün de içinde bulunduğu 50 masum insanın Demirtaş’ın kalkışma çağrısı üzerine sokaklara dökülen haydutlar tarafından öldürüldüğü o meş’um Kobani protestoları hadisesinden söz ediyoruz.

6-7 Ekim hadiseleri olarak da bilenen bu kalkışma çağrısı, HDP Genel Merkezinin twitter sosyal paylaşım sitesinden "Şu anda toplantı halinde olan HDP MYK'dan halklarımıza acil çağrı, Kobani'de durum son derece kritiktir. IŞİD saldırılarının ve AKP iktidarının Kobani'ye ambargo tutumunu protesto etmek üzere halklarımızı sokağa çıkmaya ve sokağa çıkmış olanlara destek vermeye çağırıyoruz." şeklindeki yasadışı bir çağrı ile yapılmıştı.

Bununla birlikte, Selahattin Demirtaş'ın ortamı geren açıklamaları üzerine sokağa inen terör destekçilerinin eliyle onlarca masum kişi hayatını kaybetmişti.

Hadiselerin kısaca özeti bu.

Sonrasındaki gelişmeler kuşkusuz ki, çok daha ilginç.

AİHM kararı da bunlardan birisi elbette.

Daha önce de benzer bir karar almıştı işbu terör destekçisi mahkeme fakat Türkiye bunu dikkate almamıştı.

Açık söylemek gerekirse konu, “hukuki” bir mahiyet arz etmekten öte tamamen siyasi…

AİHM kararı da siyasi, Türkiye’de Demirtaş’a destek verenlerin tavrı da maalesef siyasi.

Hadi Avrupa’yı anlıyoruz diyelim… Onlar Türkiye aleyhine ne türden bir gelişme olursa onu desteklerler… Daha doğrusu “milli ve manevi” olan ne varsa Avrupa buna karşıdır ve aleyhinde karar alır. Sözgelimi, yıllar önce başörtüsü nedeniyle AİHM’ye müracaat eden Leyla Şahin, ret cevabı almıştı. Bahse konu başörtüsü yani İslâm’la ilgili bir şey olunca AİHM derhal bunun karşısında tavır almakta gecikmedi.

Peki ya Türkiye dâhilindeki siyasiler?

Bunlara bütün ‘muhalif unsurları’ da ekleyebiliriz.

Medya, STK’lar vesaire…

Hepsi, masum insanların katledilmesinde açıkça dahli olan bölücü bir siyasi parti başkanına sahip çıkmakta hem fikirler.

Dünya görüşü skalasında her renkten, her düşünceden insan var.

Liberalinden solcusuna, sözde İslamcısından sağcısına hatta ‘faşist’ denebilecek ulusalcılarına kadar herkes…

Bu ne anlama geliyor dersiniz? 

Şu anlama…

Türkiye’de, kendini muhalif cenahta konumlamış kim varsa, ‘iktidarı yıpratmak ve köşeye sıkıştırmak için her şeyi yapar’, anlamındadır bu.

Konu özelinde de görüleceği gibi, masum insanların öldürülmesinin ve ülkenin açık bir şekilde kaosa sürüklenmesinin amaçlandığı durumlarda da değişen bir şey olmuyor.

Bu amaçla Batıdan gelen tüm telkin ve dayatmalar, olduğu gibi kabullenilerek bir saldırı argümanına dönüştürülebilir ne yazık ki…

PKK’nın siyasi uzantısı olduğunda zerre kadar şüphe bulunmayan HDP’nin bölücülük adına ve insan öldürmekle sonuçlanan eylemleri bile sahiplenilebiliyor.

Üstelik bu tavırda, CHP ile İYİ Parti arasında tam bir mutabakat söz konusu.

Sonrasına dair bir şey söylemeye gerek var mı?

Netice olarak…

Demirtaş’ın tahliye edilmesi talebi AİHM tarafından seslendiriliyor fakat bu talebe Türkiye’deki bütün muhalif unsurlar sahip çıkıyor, sahip çıkmakla da kalmıyor, her platformda yüksek sesle dillendiriliyor.

Bu, bana göre Türkiye’nin kimler tarafından hangi araçlarla kuşatılmak istendiğinin çok açık bir göstergesidir.

Gerisi laf-ı güzaf…

 

 

Yazarın Diğer Yazıları