Bu faturayı kim ödeyecek?

22 Aralık 2020 Salı 00:00
Bu faturayı kim ödeyecek?

Ülke geneline paralel şekilde Marmara'daki yağışlar, mevsim normaline göre yüzde 49 azaldı. Bursa'da da durum, endişe verici. Doğancı Barajı’nda 2017’de yüzde 78 olan doluluk oranı, yıllar itibariyle azalarak yüzde 32’ye düşmüş. Nilüfer Barajı’nda ise durum çok sıkıntılı. 2 yıl önce yüzde 14 doluluk oranı, bugün yüzde 5’te! Koronavirüs, ekonomik sıkıntılar, mutasyon derken başmimarı olduğumuz bir de kuraklık belası da çıktı başımıza.

İşte bu çarpıcı veriler ışığında Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Prof. Dr. Erkan Yaslıoğlu'na kuraklığın boyutlarını sordum. Net bir açıklaması var: Meteorolojik kuraklık böyle sürerse su kaynaklı kuraklık daha da yıkıcı olacak. Yaslıoğlu, gölet gibi yapılarda su seviyesindeki azalmanın, tarımsal kuraklığı tetikleyeceğini de kaydetti. Pandemide Rusya'nın buğday ihracatını 17.5 milyon tonla kısıtlayıp ek gümrük vergisi koyması gibi önlemlerin başka ülkelerce de uygulanması halinde bizi çok kötü günlerin beklediğini de söyledi.

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı, yatırımlar hakkında ise “Tarım sektöründe DSİ yatırımları, son dönemde tasarruflu kullanıma olanak tanıyan basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılmasına yönelik olsa da beklenen düzeye ulaşamadı. Ayrıca, bu sistemlerde elektrik kullanımının zorunlu olduğu yerlerde elektrik fiyatlarına yapılan yüzde 100’lük zam da üreticileri olumsuz etkiledi” değerlendirmesini yaptı.

Profesör Yaslıoğlu, her şeyden önce düşünülenin aksine su zengini bir ülke olmadığımızın farkına varılması gerektiğini belirtip ne yapılması gerektiği konusunda şunları söyledi: “Tarım sektörüne yeterli destekler verilmeli. Kırsal yaşamı cazip kılan önlemler bir an önce hayata geçirilerek göçe bağlı kentsel nüfus artışının önüne geçilmeli. İzinsiz kaçak yeraltı suyu kullanımı, sıkı denetimle önlenmeli. Bir çoğu yabancı şirket olan bir avuç madencinin elde edeceği gelir uğruna yağış rejimi ve ekosistem üzerinde önemli etkisi olan ormanlarımız hunharca katledilmemeli. yağmur suyu hasadı özendirilmeli, yağmur sularını depolayacak sistemlerin yaygınlaştırılıp sulamada kullanımına yönelik vergi indirimi vb. teşvik edici politikalar hayata geçirilmelidir.”

BASİT ÖNLEMLER MÜMKÜN

Kuraklığın üretici ve nihai tüketiciye yansıması için de Kuraklığa bağlı verim kayıpları, ürün arzını olumsuz etkileyeceğinden arz-talep dengesinde kırılmalara yol açacak ve tüketici fiyatlarının artması kaçınılmaz olacaktır. Üretici fiyatlarında artış beklense de ne yazık ki her zaman olduğu gibi bu artış miktarı, üreticilerin verimdeki azalmalara bağlı kayıplarını karşılamaktan uzak” diyen Yaslıoğlu'na  bizlerin ev ya da işyerinde neler yaparak kuraklığa 'Dur' demeye başlayabileceğimiz sorusuna karşılık da şu basit ama hayati önerileri sıralıyor:

  • Sebze ve meyveler, musluk açılıp uzun süre altında tutulması yerine su dolu bir kap içinde yıkanabilir.
  • Mutfaklarımızda su tasarruflu musluk başlığı kullanılabilir.
  • Duş alırken ısınmasına kadar geçen sürede boşa akıtılan su, bir kapta biriktirilip daha sonra başka amaçlar için kullanılabilir.
  • Araçlar daha seyrek yıkatılabilir.
  • Eski tuvaletler sifon başına 15-25 litre su kullanır. Ancak yüksek verimli bir tuvalet, sifon başına 5 litre kadar az su kullanabilir. Yeni bir tuvalet satın alırken (tabii ki ihtiyacınız olduğunda), sifon başına yaklaşık 5 litre kullanan bir tuvalet arayın.
  • Bir kilogram pamuk üretmek için 20.000 litre su gerekir, bu da yaklaşık bir pamuklu tişört ve bir pamuklu kot pantolon anlamına gelir. İhtiyaç dışı gereksiz kıyafet almayın.

Kuraklıkla mücadelede yapılacak çok şey var. Tasarrufu özendirici kampanya ve yarışmalar faydalı olacaktır. Sosyal medyanın yanı sıra ana akım ve yerel medyada da kuraklıkla mücadele için bir nevi seferberlik başlatılmalısı için de tam zamanı. Keza yerel yönetimler, şirketler, eğitim kurumları ve sağlık kuruluşlarının projeleri, sosyal sorumluluk gündeminin kısır olduğu bir dönemde beklenenden çok ses getirecektir.Gelin, bugünden tezi yok bireysel tasarruflarla ilk adımları atıp örnek olalım. Yoksa kuraklığın faturasını ödemeye gücümüz yetmeyecek ve borç, gelecek nesillere kalacak.

Yazarın Diğer Yazıları