BOĞAZİÇİ’NDE NELER OLUYOR?

08 Şubat 2021 Pazartesi 10:09
BOĞAZİÇİ’NDE NELER OLUYOR?

Boğaziçi dediğimiz elbette Boğaziçi Üniversitesi.

Her şey Cumhurbaşkanının 3 Ocak tarihinde bu üniversite rektörlüğüne Prof. Dr. Melih Bulu’yu atamasıyla başladı.

Ondan öncesine bütün üniversitelere aynı yöntemle rektör ataması yapıldığı halde kimseden ses çıkmazken her ne hikmetse Boğaziçi Üniversitesine yapılan bu atamadan sonra kıyametin ayak sesleri duyulmaya başlandı.

İlk eylemler CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu nezaretinde vuku bulduğu zaman, hadiselerin çığırından çıkacağını şıpınişi anlamıştım. Zira bu kadının bulunduğu her yerde benzer bir kuşkuya kapılmak işten bile değildir.

Geçmişte, Gezi olayları sökün ettiğinde sahnede bu kadın vardı ve yüzündeki maskesiyle polisleri taşlamak için yerden taş topluyorken çekilmiş olan fotoğrafını hatırladığımda ister istemez bu kuşkuya kapıldım.

Bundan bir süre önce “iktidarın, seçimle yahut başka bir yolla değişeceğini” iddia eden bu kadının mezkûr açıklaması orta yerde dururken insanın aklına başka bir şeyin gelmesi mümkün mü? Zira “başka bir yol” ifadesi bu kalkışmayla anlamını buluyor olabilirdi.

Hadiselerin gelişimi maalesef tahmin ettiğim şekilde cereyan etti.

Görünüşte “Rektörü seçmek” gerekçesi vardı ama mesele çoktan başka süreçlere evrilmişti bile.

Normalde makul karşılanabilecek kimi protesto ve gösterilerin kısa sürede bir kalkışmaya zemin hazırlamak maksadına matuf olduğu ortaya çıktı.

Bunun için gösterebileceğimiz en önemli kanıt ise göstericilerin yüzde 90’ının başka üniversitelerin öğrencisi olması hatta bazılarının öğrenci bile olmaması gerçeğidir.

Rektör karşıtlığı günler ilerledikçe siyasi iktidara ve hatta Cumhurbaşkanına yönelik bir saldırıya dönüşmüştü.

Siyasi partiler büyük bir sorumsuzluk örneği sergileyerek kalkışma olduğu her halinden belli olan bu eylemlere omuz vererek, yangına benzinle koşmayı tercih ettiler ne yazık ki…

Buna, üniversite öğrencileri arasında dünya görüşü olarak farklı noktalarda duran bir kesimin de kayıtsız şartsız destek vermesi, gelişmeleri biraz daha kaotik hale sokmaktan başka bir şeye yaramıyordu doğrusu.

Yapılan eylemlerin LGBTİ ile özdeşleşmesi ve Müslümanların “Beytullah” olarak kutsal bildiği Ka’beye yönelik menfur bir saldırıya dönüşmesi grubun içerisindeki ‘İslâmî’ (?) kaygılar taşıyanları bir nebze olsun geri çekti.

Bunun üzerine grubun diğer bileşenleri tereddüt etmeden Ka’beye yapılan terbiyesizliğe karşı çıkanları fişleyerek asıl maksatlarını faş etmiş oldular.

Ahlaksızlığı ve sapkınlığı şiar edinmiş olan grupların bu haddi aşan eylemine rağmen bu sapkınlarla eylem birliğine devam eden bazı “sözde Müslümanlar” biranda İslam düşmanlarının “sevgilisi” haline geliverdiler.

Terör heveslileri, bindirilmiş kıtalar marifetiyle eylemleri sokağa taşımaya başladı. Kadıköy’de, polisi açıkça hedef alan girişimlerden başka olarak rektörlüğün işgali ve teröre açık davetiye niteliğindeki eylemler, yeni bir ‘Gezi’ kalkışması çabasını gözler önüne seren bir mahiyet arz ediyordu artık.

Bütün bunlara ek olarak Amerika büyükelçisinin ABD’nin meseleye dair yaklaşımını beyan etmesi, beraberinde, ciddi soru işaretleri ve kuşkuları da getiriyordu.

Bu, Amerikan Başkanı Joe Biden’ın bundan bir yıldan daha fazla önce açıkça beyan ettiği, “Erdoğan’ı devirme” planının bir parçasıydı hiç şüphesiz.

Gelinen nokta, ne yazık ki, hiç de iç açıcı bir içeriğe sahip değil.

İktidar karşıtı muhalif grupların ülke aleyhine de olsa böylesine tehlikeli girişimlere hamilik etmesi, bu karamsar tabloyu güçlendiren unsurlardır maalesef.

Devletin, bu türden hadiselere asla izin vermeyeceği yönündeki kararlı beyanları, toplum açısından rahatlatıcı bir tavır olsa da, özellikle dış güçlerin meseleye dahli, endişeli bekleyişi sürdürmeye devam ediyor…

Yukarıda bahsini ettiğimiz Amerikan büyükelçisinin açıklamasının dışında Yunanistan’daki bu kalkışmaya destek mahiyetinde yapılan gösteriler, “dış güç” iddiamızı besleyen faktörlerdir elbette.

Bundan sonrası nasıl mı şekillenir?

İçinde bulunduğumuz flu ortam nedeniyle, çok net bir şeyler söylemek pek mümkün görünmüyor doğrusu.

Umarız devletin kararlılığında bir çözülme olmaz ve yine umarız ki, öğrenciler eylemlerini, sadece makul karşılanabilecek protestolarla sınırlı tutarlar.

Muhalefetin ve besleme medyanın, sağduyulu davranması sıfır ihtimal olduğu için, onlara dair bir umut beslediğimi söyleyemeyeceğim ne yazık ki…

İnşallah korkulan olmaz ve yine inşallah, hadiseler terör örgütlerinin müdahil olacağı bir vasata ulaşmaz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

..............

Haberin Doğrusu En Güncel Haber

Haberin Doğrusu, Bursa haber, Bursa son dakika, Doğru haber, Son dakika, Bursa iş dünyası, Bursaspor, Bursa hava durumu, Bursa nöbetçi eczaneler, Bursa ekonomi haberi, Bursa kapalıçarşı, Bursa trafik durumu

Yazarın Diğer Yazıları