BİR KAOS STRATEJİSİ OLARAK YALAN HABER

05 Temmuz 2021 Pazartesi 09:37

BİR KAOS STRATEJİSİ OLARAK YALAN HABER

Türkiye’de uzun bir süreden beridir özellikle hükumet karşıtı, daha doğru bir ifadeyle Erdoğan düşmanı kesimlerce sistematik olarak ‘yalan haber’ stratejisi uygulanmakta…

Evet, yayılmasına çalışılan yalan haberlere bakınca bunun sıradan bir yıpratma taktiği olmanın ötesinde stratejik bir hamle olduğunu açıkça görebiliyoruz.

Görünen o ki, bu ‘stratejik hamle’ daha önceki yazılarımın birinde özellikle vurgu yaptığım ‘üst aklın’ denetimi ve gözetiminde yapılmakta zira yayılması istenen yalanların birbirleriyle çok ciddi ilişkisi ve bağlantısı var.

Bahsini ettiğimiz bu strateji, Hitler’in propaganda bakanı Goebbels’e isnat edilen “Büyük Yalan” tekniğinde öngörülen bütün özellikleri taşıyor. Zaten buna ‘strateji’ dememizin asıl sebebi de bu.

Şöyle diyor Goebbels

“Yeterince büyük bir yalan söyler ve onu tekrar etmeye devam ederseniz, insanlar sonunda ona inanmaya başlayacaklardır.”

Evet, atılan seri yalanları ve bu yalanlar üzerinden elde edilmek istenen şeyleri iyice etüt ettiğimizde bu sözün gereğinin yerine getirilmeye çalışıldığını net bir şekilde görebilmekteyiz.

Önce bir yalan dizisi oluşturuyorlar.

Sonra bu yalanı topluca dile getirecek kişileri organize ediyorlar ve ardından koro halinde ve senkronize bir şekilde, bombardımana başlıyorlar.

Yalana maruz kalan kişi yahut kurumlar, bu iddialarının aslının olmadığını anlatıncaya kadar tabir caiz ise o yalan dünyayı dört beş kez dolaşıp planlanan tesiri husule getiriyor.

Yapılan düzeltme, yalanın yıpratıcı etkisi karşısında doğal olarak çok cılız kalıyor ve organizasyonun unsurları bir sonraki hamle için çok ciddi bir mevzi kazanmış olarak bir sonraki aşamaya geçiyor.

Sistematik yalan stratejisi gereği kısa bir süre sonra aynı yöntem, utanma sıkılma, arlanma, yüz kızarma gibi ahlaki kaygıları elinin tersiyle iterek tekrar kaldığı yerden devam ediyor elbette.

Bu, bir strateji olduğu için de bir sonraki aşamaya geçişte hiçbir sıkıntı yaşamadıkları gibi daha da bilenmiş ve ivme kazanmış oluyorlar.

Düşünebiliyor musunuz, son bir yılda, yüzlerce evet yüzlerce yalan dolaşıma sokuldu ve hepsinde de bahsini ettiğim teknik uygulandı.

Bu yalanları sıralamaya kalsak kitap hacminde bir dokümana ulaşacağımızdan hiç şüpheniz olmasın ama dilerseniz, sadece geçen hafta sistematik olarak uydurulan bazı yalanların başlıklarını buraya aktaralım da aslında nasıl bir felaketle karşı karşıya olduğumuz bir nebze olsun anlaşılabilsin.

Geçtiğimiz haftanın sistematik yalan saldırısının birinci sırasında elbette ki Kılıçdaroğlu’nun üniversite öğrencilerinin psikolojisini hedef alan yalanı vardı.

Malum bu yalanı ilk haberleştiren t24 isimli besleme basın unsuruydu.

Önceki yazımda bu hususu ayrıntılarıyla ele aldığımız için, detaya girmiyorum.

İkinci sırada, Sözcü gazetesinin Milli Eğitim Bakanının kardeşinin bakanlığa 26 milyon değerinde mal ve hizmet sattığı iddiası vardı.

Oysa bakanın kardeşi bırakın mal ve hizmet satışını, bakanlığın önünden bile geçmemişti.

Yalan skalasındaki önemli bir uydurma da CHP İstanbul il başkanının, “Yaz döneminde 18 yaş üstü vatandaşların aşılanacağını” söyleyen sağlık bakanına yönelik saldırısıydı.

Bu provokatör Bayan, Sayın Bakanı yalan atmakla itham etmenin yanında, aşılamayı başaramadığı zaman yüzünün kızarmayacağını söylemişti. Kaderin cilvesine bakın ki, Bakan sözünü tuttu ama mezkûr provokatör, attığı yalanın altında kalmasına rağmen çıtını çıkarmadı.

Oysa yüzü kızarması gereken kendisiydi ve bütün bir Türkiye, bunun yüzünün kızarmadığını ve utanmadığını gördü.

Sırada CHP Bursa milletvekili Orhan Sarıbal’ın Bursa Büyükşehir Belediyesinin ‘ağaç katliamı’ yaptığına dair yalanı vardı.

Bursa Büyükşehir Belediyesi bütün açıklığı ve argümanları ile bunun gerçek olmadığını kanıtlamasına rağmen, tek kelimelik bir utanç ifadesine rastlamadık elbette…

Bakınız uzadıkça uzuyor ve bu yalan silsilesine sayfalar dayanmıyor.

Biz, bunun bir strateji olduğu ve Goebbels’in tekniğiyle birebir örtüştüğünü anlatmaya çalışıyoruz sadece.

Bu tezviratın yıpratıcı etkisinden korunmanın tek çözümü ise yasal düzenlemedir!

Yalan habere ve failine hatırı sayılır parasal cezanın yanında hapis cezasının da öngörüldüğü bir yasa, bu zulmü ve ahlaksızlığı bir ölçüde de olsa ancak durdurabilir.

Bu anlamda biz, bu çalışmayı yapacak, başını hukukçuların çektiği milletvekillerini görmek istiyoruz.

Asıl görevi ve işi ‘yasa yapmak’ olan milletvekilleri bu hayati derecedeki önemli hizmetten kaçınmamalıdırlar.

Lütfen ama lütfen göreve…

Yazarın Diğer Yazıları