BENİM DOKSANLARIM 3

16 Şubat 2021 Salı 10:01
BENİM DOKSANLARIM 3

Mecburi hizmet sonrası pratisyen hekim olarak tayinim çıktıktan sonra yaşadıklarımda kalmıştık. Oradan devam edelim.

Yıl 1996 bir ilçenin sağlık ocağında pratisyen hekim olarak göreve başladım. Ulaşımın kolay olduğu nispeten aileme yakın bir bölgedeyim. Yaklaşık bir yıl kadar sonra Sağlık Bakanlığı’ndan yeni bir birimin hayata geçirilmesi projesi ile ilgili arandık. Trafik yoğunluğunun çok olduğu, sınırlara yakın bazı bölgeler seçilmiş ve ‘’Trafik Acil’’ diye bir birimin pilot uygulama noktası olmuştuk. Sağlık Bakanlığı müsteşarı arayıp ‘’evet nöbete başlıyorsunuz telefonla arayıp nöbette olmayan olursa gereğini yaparız’’ açıklamasını buyurmuştu.

Yani koca devletin koca bakanlığı bir birim kuruyordu ama ortada birimin aslında hangi hizmeti yürüteceği kimlerin hangi eğitimi alacağı, hizmeti vereceği yer ya da istasyon hizmet için ekipman, hiçbiri olmadan ‘’Trafik Acil’’ adı altındaki tanımlanamayan birimde bir yıldan daha uzun süre nöbet sistemi ile çalıştık.

Şaka ya da kurgu değil. Bize iletilen görev tanımı da “Trafik kazası olursa müdahale edeceksiniz” “Eyvallah çok güzel ama bir şoför ve epeyce eski bir ambulans ile nasıl olacak?” “Şoför evine gidecek kaza haberi alınca şoför evinden gelecek ambulansı alacak sonra sağlık ocağından nöbetteki doktoru alacak” oldu, bizzat yaşadık. Profesyonel ilkyardım ve acil müdahale hizmet ve personel ve ekipmanı için daha çok bekleyecektik. Doksanların sonuna doğru hizmete açılan 112 birimi gerçek işlevine ancak Sağlıkta büyük dönüşüm hamlesinden sonra kavuşacaktı. 

Torpili olmayan pratisyen hekimler için iki seçenek vardı 112 ve ilçe sağlık ocakları. 112 birimi kurulduğunda tecrübesiz, torpilsiz, yeni mezun hekimler ve yine torpilsiz tecrübesiz yardımcı sağlık personelleri ile oluşturuldu kadroların çoğu… Hizmet içi eğitim, acil yardım eğitimi, afet eğitimi yapılmadı. Tam o dönem de büyük Marmara Depremi meydana geldi. Deprem bölgesinde kötü yapılaşmaya ilave bir unsur vardı devletin bir arama kurtarma, afet planı yoktu. Deprem bölgesinde aylarca kaldım. Hem afetin boyutu hem devletin acziyeti çok can acıttı. Doksanlar nostaljisi yapan at gözlüklü bazı uçuk kaçık kişileri bir derece anlayabilirim de sağlık bakanlığı bünyesinde o dönem hekimlik yapmış biri aynı şeyi yapınca fırın küreği ile müdahale etme isteği oluyor bendenizde.

112 de hastadan ambulansın benzin/mazot ücretini almamız isteniyordu bizden. Polis karakolundan bu geceki benzin harcaması bitti anonsuna şahit olduk.  Hatta deprem sonrasında derinleşerek devam eden ekonomik kriz sonrası devlet memurlarının maaşları deprem yardımlarından ödendi. Bir milli güvenlik toplantısı esnasında dönemin anti sosyal yargıç kökenli cumhurbaşkanı dönemin başbakanına anayasa kitapçığı fırlattıktan sonra maaşımızın değeri yarıya düştü. Evet, birileri o işlerden sonra vurguncu oldu bir gecede servetini katladı. Nostalji yapan arkadaşlar şemsiyeli içeceklerini nerde höpürdetiyordu o esnada bilemem.

Doksanlarda bu ülke çok sayıda örtülü darbe yaşadı. Faili meçhuller oldu. İnsan hakları ihlalleri oldu. Bağnaz, yobaz ve katı laik azınlık zulmün her türünü denedi. Devletin zirvesi, ordunun kudretli birtakım generalleri, Üniversitelerde rektör, dekan birtakım faşist kafalar milyonların hayatını etkiledi. İkna odaları kurdular. Ordu içinde ütüsü bozulmuş üniformalardan namaz kılanları avladılar. Ne askerin vatanseverliğine ve başarısına ne öğrencinin başarısına bakmadılar. Başörtülü anayı oğlunun yemin törenine almayacak kadar gözü dönmüş kalbi kararmış doksanlar.

Ben başörtülü olmadığım için 28 Şubatta fişlenmedim işimden ya da okulumdan olmadım. Doksanların karanlık vahşi ve faşist anlayışı ile binlerce gencin hayatı karartıldı. Eğitim hakları ellerinden alındı, hayatları yarım bırakıldı.

Kimse kusura bakmasın o dönem hayatı kararan gencecik gençlere kendi mahallesinin kodamanı diyeceğimiz yapılar da sahip çıkmadı iş vermedi. Dershanesi olan öğretmen olarak, hastanesi olan hemşire, doktor olarak iş vermedi sahip çıkmadı. Yüzde yüz genellemiyorum ama genel hal böyleydi. 28 Şubatta hapse atılan bir sürü insan orada unutuldu.

Ben o doksanlara durduğum yerden bakınca iliklerime kadar ürperiyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

------------------------------

 

 

 

 

 

Haberin Doğrusu En Güncel Haber

 

Haberin Doğrusu, Bursa haber, Bursa son dakika, Doğru haber, Son dakika, Bursa iş dünyası, Bursaspor, Bursa hava durumu, Bursa nöbetçi eczaneler, Bursa ekonomi haberi, Bursa kapalıçarşı, Bursa trafik durumu

Yazarın Diğer Yazıları