Ve işte böyle, sizi ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki, siz bütün insanlar üzerine adalet örneği ve hakkın şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun. (Bakara Suresi, 143)

"Ben ve yetime bakan kimse cennette şöyleyiz" (Orta parmağı ile bas parmağını yan yana getirip aralarını açıp kapayarak işaret etti.)
Buhari, Talak 14

BAYRAM EDERLER YÂR İLE ŞİMDİ

12 Mayıs 2021 Çarşamba 01:34
 BAYRAM EDERLER YÂR İLE ŞİMDİ

Hayatın iki net fotoğrafı vardır: Sevinç ve üzüntü, mutlu ve bedbaht, rahat ve sıkıntı…Bu iki gerçekle karşılaşmayan bir insan yoktur. Bazen sevinçli, bazen kederli oluruz. Ama hiçbiri sürekli değildir. Bazen ağlarız bazen güleriz, hiçbiri daimi değildir. Doğumla seviniriz, ölümle üzülürüz.

  İnsaoğlunun sevinçli anlarından biri de bayramlardır. Her toplumun kendine göre bayramları vardır. Her toplum bu günleri, büyük coşku ve mutlulukla yaşar. Bazen dini hayatın bir tezahürü bazen milli olayların bir yıldönümünü gösteren bayramlar, toplumlara farklı bir atmosfer sunar, değişik duyguların yaşanmasına zemin hazırlar.

  Müslüman dünyasının iki dini bayramından biri oruç ayının sonunda kutlanan Ramazan Bayram’ıdır. Ramazanın gelişi şenliklerle karşılanır. Böyle bir kutlu aya ulaşmanın heyecanı ile müminler “bayram” yaparlar. Sonunda ise böyle bereketli bir ayı Allah’ın çizdiği çerçevede idrak ettikleri ve tamamladıkları için bayram yaparlar. Bu bayram bir anlamda şükür bayramıdır. Zor bir imtihanı vermenin kutlanmasıdır. Şeytanın arzularına karşı kazanılan zafer bayramıdır.

  Bayramlar hayatımıza yeni bir canlılık getirir, yeni bir umut taşır, taze bir başlangıç sunar. Bayramın sevinç atmosferi sıkıntıları ikinci plana iter, stresleri arka sıralara doğru sürükler. Mutluluklar öne çıkar, tebessümler ön saflarda yerini alır, dualar gönülleri aydınlatır, mutlulukları pekiştirir.

  Bayramların toplumumuzda icra ettiği en önemli fonksiyon ise, insanlar arasındaki sevgi ve muhabbetin güçlenmesine, dolayısıyla birlik ve bütünlün sağlam zemin bulmasına vesile olmasıdır. Değişik sebeplerle birbirlerine karşı soğuk davranan, küsen insanlar genellikle böyle günlerde barışmakta, birbirlerini affetmektedirler, helalleşmektedirler. Çünkü birbiriyle konuşmayan insanlar arasındaki ilişki giderek kin ve düşmanlığa dönüşmekte, bu hastalıklı halka genişleyerek her iki aileyi de içine almakta, adeta ilişkiler kangren olmaktadır. Bu menfi durum sevgi ve muhabbeti yok etmekte, sosyal dayanışma ve yardımlaşmayı sekteye uğratmakta ve insanın içini kemirmekte, tüketmekte ve kinle doldurmaktadır.

  Bunun için affedici olmayı tercih etmek, hoş görülü davranmaya özen göstermek hatta kötülüğe iyilikle cevap verebilmek gerekir. Bunun psikolojisine Fussılet Suresi’nin 34. ayeti işaret etmektedir; “İyilik ve kötülük bir değildir. Kötülüğü daha güzel olan ile sav. Bak o zaman seninle arasında düşmanlık olan kimse eski bir dostun gerçek bir arkadaşınmış gibi davranır.” Atalarımız bu ayeti şöyle formülleştirmişlerdir:

 

  Kötülüğe kötülük her kişinin kârı

  Kötülüğe iyilik er kişinin kârı.

 

  Ramazan orucu ve bütün ibadetlerimiz bizim böyle bir anlayışa hazırlamaktadır. Bu imkânsız değildir. Nefis ve şeytanın tahriklerine engel olabilirsek böyle bir güzelliği yakalayabiliriz. Yaratılanı, Yaradandan dolayı sevebilir, sayabiliriz. Yaradandan affımızı isteyebilmek için yaratılanları affetmeye gayret gösterebiliriz. Bütün bu faaliyetlerimiz neticesinde hayatımızı “bayram” haline getirebilir, bayramlarımızı sürekli kılabiliriz. O zaman 15. asrın gönül adamı ve Emir Sultan’ın dostu Hacı Bayram Veli’nin mısralarını okumaya başlarız:

 

  Bayrami imdi, bayrami imdi

  Bayram edersin Yâr ile şimdi

  Hamd ü senalar, hamd ü senalar

  Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm.

 

  Güzel bir geleneğimiz de bayram günlerinde yakınlarımızın mezarını ziyaret etmektir. Çünkü onlar için yapacağımız dua onlar için bir bayram olacağı gibi bize de “ölüm gerçeği”ni tekrar hatırlatacak, yanlış davranışlarımızı terk etmek ve kendimizi “çekidüzen” vermek için bize güç verecektir.

  Bayramınız mübarek olsun

  Bereketiyle gönlümüz dolsun.

  Allahaısmarladık.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları