BAŞKENTLER BAŞKENTİNDEN BİR MEKTUP

14 Kasım 2021 Pazar 00:22

BAŞKENTLER BAŞKENTİNDEN BİR MEKTUP

Sıfatsız adam,

Dayanılmaz sorgumun ertesinde, mahkemenin kararıyla yerleştirildiğim üç metrekarelik odamın ve paha biçilemez manzaramın nezaretinde, bu cümleleri sana yalnız sana kuruyorum. Sorgu sarmalı hiç bitmeyecek sandım. Dünün ve evvelsi günün kök söktüren soruları karşısında az önce vücudum dayanabilir bir tepki verdi. Şimdi kelimelerim daha özgür.

Daracık penceremden manzaranın keyfini sürmeyi dilerken tepeden tırnağa üşüyorum ama titreme nöbetlerim artık yok.  Tam bu esnada sarılı olduğum toprak kırıntılı battaniyenin tüyleri gözüme giriyor. Hayatım sisle örülmüş bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçip gidiyor. Oysa sorgulandığım esnada bu durumu yeniden yaşamıştım. Gardiyanların söylediğine bakılırsa bu elzem bir durummuş.  Anlatacak başka şeylerim olsun isterdim. Tüyleri diken diken eden şarkıları söylemek; zavallı, kırıklarla dolu kalbime gelecekten bir sayfa açıp acı dolu kadınlık anılarımı canlandıracak her şeyden uzak bir yaşam sürmek isterdim. Gözyaşlarımı içime değil sıfatsızlığının o insafsız eşliğinden kaçarak içimi huzurla kaplayacak herhangi bir yere akıtmak, kör tabiatımın beni yıllardan beri hazırladığı durumu tespit edebilmek ve buna önlem alabilmek… Okumak için fırsat yaratamadığım, yarıda kalan kitabımı tamamlayabilmek; önceliğim olmasına rağmen ertelediklerimi hayata geçirebilmek, ele avuca sığmayan heyecanımı başka şeylere aktarabilmek ve daha yüzlercesini belki de milyonlarcasını gerçekleştirebilmek isterdim.

Aklıma birden Necip Fazıl’ın Nazım Hikmet’e yazdığı mektup düştü. Bir yerinde şöyle diyordu Fazıl: “Hiçbir operatör, ameliyat masasından kendisini yumruklayan kanserliye, hiçbir gardiyan; parmaklığı içinden kendisine deli diye bağıran çılgına, hiçbir hâkim darağacı önünde küfürler savuran mahkûma kızamaz.” Hatta devamında Nazım’a kızmadığını merhamet ettiğini de belirtiyordu.

Sanma ki ben sana kızmıyorum!

Sanma ki ben sana merhamet ediyorum!

Geleceğimi, umutlarımı, hayallerimi sen çalmadan evvel, daha ben nefes alırken ruhum üzgün, yüreğim köle, hayallerim prangalıydı. Bu doğru. Haddin değil ama izin verseydin ruhum nefes alacaktı!

Önce bedenimi sonra umutlarımı çaldın.

Geç oldu, biliyorum. Uyandırılmış yeni tabiatımla sesleniyorum:

Sıfatsızlığında boğulacaksın!

Önce sana, sonra seni serbest bırakan hâkime ve bu karara saygı duyan herkese son sözüm:

Toprak altında kalan bedenim, toprağın üstünde bıraktığım hayallerim Tanrı’nın eliyle lanetiniz olsun!

                                                         “Tecavüze uğrayıp intihar eden kadınlarımıza ithafen...”

                                                                                                                                Deniz Çömez

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haberin Doğrusu En Güncel Haber

 

Haberin Doğrusu, Bursa haber, Bursa son dakika, Doğru haber, Son dakika, Bursa iş dünyası, Bursaspor, Bursa hava durumu, Bursa nöbetçi eczaneler, Bursa ekonomi haberi, Bursa kapalıçarşı, Bursa trafik durumu

 

Yazarın Diğer Yazıları