AYET-İ KERİME:

 

Ey iman edenler! Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize de sayılı günlerde oruç yazıldı. İçinizden hasta veya yolcu olan, başka günlerden sayısınca tutar. Orucu tutmakta zorlananlar için bir yoksulun (günlük) yiyeceği kadar fidye yeterlidir. Bir iyiliği mecbur olmadan yapan için bu (yaptığı) iyidir. Ama orucu tutmanız -bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.

(Bakara Suresi, 183-184)

HADİS-İ ŞERİF:

 

“Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu zaman kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da kavga etmeye kalkarsa iki kere “Ben oruçluyum” desin Nefsim elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. Oruçlu kişi yemesini içmesini, cinsel arzusunu benim rızam için terkeder. Oruç benim rızam için yapılan bir ibadettir. Her iyiliğin karşılığı on misli sevap olduğu halde orucun mükafatını ben vereceğim.”

 

Buhârî, Savm 3; Müslim Sıyam 161,162; Ebu Davud, Savm 25; Tirmizi, Cuma 79, Savm 54; Nesâî, Siyam 42

ANNE VE BABANA İYİ DAVRANACAKSIN!

13 Nisan 2021 Salı 00:28
ANNE VE BABANA İYİ DAVRANACAKSIN!

 “Rabbin, Ondan başkasına kulluk etmemenizi ve anneye babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa onlara “öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle”. (İsra 23)

Anne ve babana iyi davran ey insanoğlu! Çünkü onlar senin varlık nedenindir; Allah, seni onların varlığından yaratmıştır.

O anne ki, sen onun rahminde yeni teşekkül etmekteyken kanıyla besledi seni; ciğerine çektiği havadan senin payın ayrıldı önce ve göbeğine bağlı kordonla sana iletildi ihtiyacın olan oksijen. O anne ki, yediği her lokma, içtiği her yudum su midesine gider gitmez önce senin ihtiyacın olan gıdalar ayıklandı, evrilip çevrildi ve sana ulaştırıldı. Annenin rahmindeyken, önce sen hava aldın sonra annen, önce sen doydun sonra annen, önce senin susuzluğun giderildi sonra anneninki.

Ey insan, annene iyi davran ve gönlünü hoşnud et. Çünkü sen, onun kanından, etinden ve havasından besleniyordun; ama bu durum anneni mutsuz etmedi. O, seni, kendi bedenine yapışmış bir asalak gibi görmedi; aksine, seni beslemekten dolayı sonsuz bir mutluluk duydu.

Daha dünyaya gelmezden önce annenin, yalnızca senin uğruna katlandıklarını düşün; senin yüzünden çektiği ağrıları, sancıları hesap et. Bunların hepsi bir yana, doğumun sırasında annenin çektiği ıstırap bir yana; öyle şiddetli ve dayanılmazdır ki doğum sancısı, onu ancak anneler bilebilir. Ve senin annen, tüm bu eziyetlere, bilerek ve isteyerek katlandı; çığlık attı ama seni kucağına almak isteği bastırdı acısını. Böylece senin gelişini bekleyerek avundu.

Bu nasıl bir duygudur ey Rabbim! Evladı için tüm bu sıkıntıları çeken bir annenin sahip olduğu merhamet duygusu ne kadar büyüktür…

Ya baban. Belki seni bedebninde taşımadı, ama bir karınca gibi çalıştı, çabaladı. Sana yiyecek, içecek, giyecek sağlamak değildi işi yalnız. Seni korumak, gözetmek ve yönlendirmek sorumluluğu da onun sırtındaydı. Ve yıllarca homurdanmadan, şikayet etmeden sabretti; sen ağladın, o da ağladı; sen hastalandın, o senden fazla acı çekti.

Sözün özü, annen ve baban ey insanoğlu, senin varlığınla beraber kendi varlıklarından vazgeçtiler. Tıpkı Allah’ın nurunda eriyen iki ermiş gibi, senin için kendi rahatlarını, isteklerini, tutkularını bıraktılar. Kendi varlıklarını, yaşamlarını sana kurban ettiler.

Allah katında en büyük günah nankörlük olduğu için, annene ve babana iyi davranmalısın; onun senin için çektiği sıkıntıların karşılığını ödemen mümkün değilse de en azından ona karşı yapacağın iyilikler, seni değerbilenler zümresine taşıyacaktır.

Bilmiyor musun? Bir gün iki cihanın efendisi Hz. Muhammed Mustafa –ona selam olsun- arkadaşlarının yanında yüksek sesle söylendi: “Burnu sürtülsün! Burnu sürtülsün! Burnu sürtülsün!”. Şaşıran sahabeler sordular: “Kimin, Ey Allah’ın resulü?”. “Ana babasının ya da hiç olmazsa bunlardan birinin yaşlılığını görüp ona güzel hizmet ederek rızasını alamayan, dolayısıyla cennete giremeyen kişinin”.

Anne ve babanı razı etmen ne kadar önemli, ne kadar büyük bir görev...

Duymadın mı? Bir gün Câhime adında bir sahabe, Allah’ın nurlu elçisinin yanına geldi ve “Ya Resulallah, ben gazaya gitmek istiyorum” dedi. Allah’ın elçisi sordu: “Annen var mı?”, Câhime annesinin sağ ve yanında olduğunu söyleyince şöyle buyurdu Allah’ın elçisi: “Öyleyse ondan ayrılma, zira cennet onun ayağı altındadır”.

Ey insanoğlu; anne ve babana iyi davran. Onları üzecek, sıkıntıya sokacak işlerden kaçın. Onların rızasını alman, seni yaratan Rabbinin rızasına kavuşman demektir. Onların kalbini kırman ise Rabbinin gazabına uğramana neden olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

--------------------------

 

 

Haberin Doğrusu En Güncel Haber

 

Haberin Doğrusu, Bursa haber, Bursa son dakika, Doğru haber, Son dakika, Bursa iş dünyası, Bursaspor, Bursa hava durumu, Bursa nöbetçi eczaneler, Bursa ekonomi haberi, Bursa kapalıçarşı, Bursa trafik durumu