AFGANİSTAN ÜZERİNE MÜLAHAZAMIZ

23 Ağustos 2021 Pazartesi 09:32

AFGANİSTAN ÜZERİNE MÜLAHAZAMIZ

Amerika, 20 yıl önce bir nevi işgal ettiği Afganistan’dan çekildi.

Bunun üzerine cumhurbaşkanı Eşraf Gani apar topar kaçtı ve boşalan iktidar koltuğunu vakit geçirmeden Taliban doldurdu.

Her şey tabir caiz ise ışık hızıyla gelişti ve Amerika ile anlaştığı açıkça belli olan Taliban merkezli değerlendirmeler birbiri ardına sökün etti.

Ben, burada özel olarak ‘Taliban’ üzerine bir değerlendirme yapmayacağım.

Geçmişte çok katı bir görüntü sergileyen ve fakat iktidar alanı oluşur oluşmaz “ılımlı” açıklamalar yaparak özellikle de ‘Batı’yı memnun ve teskin etmeyi amaçlayan Taliban eksenli bir mülahaza yürütmeyi şimdilik erken buluyorum ama bu husus aşağıdaki değerlendirmeyi yapmamıza mani değil.

Efendim, Taliban’ın iktidar namzedi olması hasebiyle, gerek ülkemizde ve gerekse dış dünyada, insanı şaşkınlığa gark edecek denli marazi yaklaşımlar serdedildi. Lakin kabul etmek gerekir ki, özellikle de batı dünyası, Türkiye’deki hastalıklı zihniyetten çok daha makul ve mantıklı idi.

Batılılar, bildiğimiz pragmatist ve hatta oportünist yaklaşımları nedeniyle değerlendirmelerinin merkezine menfaatlerini koyarak hadiselere öyle yaklaştılar.

Esasen bunda şaşılacak ve garipsenecek bir durum yok, olması gereken budur zaten.

Marazi diye nitelendirdiğimiz husus, Taliban üzerinden koskoca bir Afgan halkının ilkel ve barbar gibi gösterilmesindeki garabet olsa gerektir.

Bu, bildiğimiz klasik batılı reaksiyondur ve açık söylemek gerekirse bu marazi yaklaşımı anlamakta zorluk çekmiyoruz.

Türkiye’deki yansımalara gelince…

Batılıların gösterdiği reaksiyonu fersah fersah aşan ve adeta Taliban’ı şeytanlaştıran bir anlayışla karşı karşıyayız, şöyle ki…

Başından beri Afganistan’daki gelişmeleri izlemeye çalışıyorum.

Televizyonlarda ve sosyal medyada sözüm ona uzman sıfatıyla konuşan kimselerin büyük bir çoğunluğu hadiseden bîhaber ne yazık ki.

“Analiz” diye ortaya koydukları şey, paranoyadan öte olmayan bir dizi hezeyan…

Ne stratejiden anlıyorlar ne de ülke çıkarlarından…

Bu anlamda batılılar kadar olamadıkları çok açık…

Doğrusunu ifade etmek gerekirse çoğu, “boş boş konuşmaktan” başka bir şey yapmıyor.

Muhalif kesim daha beter.

Meselelere yaklaşım biçimlerini “göç” ve “mülteci” olgusu esir almış.

Sanırsınız ki, bütün bir Afgan halkı sınırımıza dayanmış ve Türkiye, ha bugün ha yarın işkâl edilecek.

Hele bir de “laiklik de laiklik” saçmalığı var ki, evlere şenlik.

Bütün argümanları, Kabil Havaalanındaki kaçış sahneleri ve Afgan kadınlarının sokağa çıkıp çıkamayacağına dair spekülasyonlardan ibaret…

Havaalanındaki, bir yönüyle trajik bir yönüyle de komik görüntüler vesilesiyle resmen ve alenen İslâm’a ve Müslümanlara saldırıyorlar.

Oysa havaalanını dolduran güruh, tamamen Amerikan işbirlikçilerinden ve özellikle de eroin ticareti (?) yapan suçlulardan müteşekkil.

Bunlar gerekçesiyle İslâmî esaslara ve mütedeyyin insanlara yaptıkları saldırılar ise saçmalamanın ötesinde, kin ve nefretin motive ettiği gerçek bir cehalet ürünü.

Hiç sıkılmadan, Türkiye’yi ve özellikle de İslâmî camiayı bu görüntüler gerekçesiyle sorgulamaları ise kelimenin tam manasıyla sapkınlık!..

Açık söylemek gerekirse, eğer bahse konu güruh, Türkiye’deki bazı kesimler ile kıyaslanacak ise bu asla dindar ve mütedeyyin insanlar değildir!

İlle birilerine benzeteceksek, tamamen modern yahut seküler olduğunu iddia eden kesim, bunlara daha çok benzemektedir.

Hele Amerikan işbirlikçiliği söz konusu edildiğinde, bu benzeşmede zerre kadar şüphe kalmaz.

Daha dün denecek kısa bir süre önce şu anki ABD başkanı Biden, Türkiye’deki muhalifleri destekleyeceğini söylememiş miydi?

Bunun üzerine, Türkiye’deki muhalif grup, Biden seçildiğinde adeta zil takıp oynamamış mıydı?

Türkiye’nin büyük başarı gösterdiği savunma sanayi ve küresel güç olma yönündeki gelişmeleri Amerika hesabına reddeden ve “biz gelirsek bunları hiçbir olmayacak” diyenler bunlar değil miydi?

Eğer bir gün Türkiye’den havalanacak Amerikan uçakları söz konusu olacaksa ve havaalanını, kaçmak için bir güruh istila edecekse, hiç şüpheniz olmasın ki, bunlar, yukarıda tanımlamasını yaptığımız kimselerden müteşekkil olacaktır.

28 Şubat sürecinde medyası ile sözde üniversiteleri ile beşli çeteleri ile ve bunları destekleyen gözü dönmüş sözde sivilleri ile sokaklara dökülüp başörtüsü avına çıkan, Türkiye’deki kadınların özgürlüklerini gasp eden insaniyet düşmanlarının, Afgan kadınları adına yazıklanmaları ise ironinin dibi olsa gerektir.

Bir not da Amerikan işbirlikçileriyle ilgili…

Kimse unutmasın,  hele Kabil Havaalanındaki görüntüleri hiç unutmasın!

Amerika, kullandığı uşaklarına asla sahip çıkmaz ve ilk fırsatta satar!

Zira Amerika’nın tıyneti budur!

Afganistan’daki gelişmelerin bendeki ilk çağrışımları bu oldu.

Başta da dediğimiz gibi hadiseler olgunlaştıkça Taliban ve bu bağlamda Afganistan üzerine daha makul değerlendirmeleri yaparız inşallah.

Şimdilik bu kadarla iktifa edelim…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haberin Doğrusu En Güncel Haber

 

Haberin Doğrusu, Bursa haber, Bursa son dakika, Doğru haber, Son dakika, Bursa iş dünyası, Bursaspor, Bursa hava durumu, Bursa nöbetçi eczaneler, Bursa ekonomi haberi, Bursa kapalıçarşı, Bursa trafik durumu

 

Yazarın Diğer Yazıları