12 EYLÜL VE DEĞİŞMEYEN DARBECİ KAFA

13 Eylül 2021 Pazartesi 08:12

12 EYLÜL VE DEĞİŞMEYEN DARBECİ KAFA

12 Eylül darbesinin üzerinden tam 41 yıl geçmiş.

Benim için “daha dün” denecek bir zaman maalesef.

16-17 yaşlarımda bir gençtim ve o ufunetli günleri tüm ayrıntılarıyla hatırlıyorum.

Terör ve tedhişin başını alıp gittiği günler…

Biz, bunu bir “sağ-sol” çatışmasını sanıyorduk, meğer değilmiş.

Yıllar sonra böyle olmadığını öğrendik ama…

 

Darbe olduktan ve cunta memleketi idare etmeye başladıktan nice sonra anladık bunu.

12 Eylül cuntası, millet iradesini çöpe atıp kafasına göre darbe yapmakla kalmadı…

İnsanlık onurunu hâk ile yeksan eden işkence türleri üretti, gencecik delikanlılara ve kızlara, doğdukları güne lanet ettirecek denli aşağılanma yaşattı, Diyarbakır cezaevi gibi bir insanlık suçu merkezi vücuda getirdi ve bütün bunların ötesinde beynelmilel emperyalizmin Türkiye masası şefliğini icra etti!..

 

Daha geniş bir bakış açısı ve nitelemeyle ifade edecek olursak, 12 Eylül idaresi, sağcı solcu demeden bütün toplum unsurlarına zulmetti!

‘Darbe olgunlaşsın’ diye, aynı silahla sabah sağcı, öğlen solcu bir genci öldürdüler.

Oluk oluk kan akıttılar bu menfur emellerine ulaşmak için…

Toplumu kamplara böldüler, kurtarılmış bölgeler oluşturdular…

Sağcılar da solcular da bütün bunları kendilerinin yaptıklarını zannediyorlardı.

Esasen böyle olmadığını yıllar sonra hapishanelerde işkence görürlerken ve arkadaşlarını darağaçlarına gönderirlerken anladılar ama iş işten çoktan geçmişti.

Daha darbenin ertesi gününde solcu bir gencin idam fermanını onaylarlarken, denge olsun diye sağcı bir genci de asmışlardı.

İşledikleri insaniyet suçunu örtbas etme ihtiyacı bile duymaksızın ‘asmayalım da besleyelim mi?’ gibi vicdan sahibi herkesin tüylerini diken diken edecek zalimce espriler (!) bile yaptılar.

Asmadan önce muhakkak surette ‘cop’ tattırmayı da ihmal etmediler ama…

 

Şu bir gerçek ki, zulümden solcuların payına düşen, diğer kesimlere göre daha fazlaydı ama ne ilginçtir ki, 12 Eylül’e dair tüm gerçekler gözler önüne serilmesine rağmen bugün “darbe” ve “darbeci” anlayışın değirmenine su taşıyanlar maalesef ki kendilerini “solcu” diye niteleyenler…

Anlı şanlı Komünistler, ‘sosyalizm’ dendiğinde akan suları durdurmak isteyen ve her vesile ile ‘sol’dan ‘sosyal demokrasiden’ söz eden aydınlar (?!), 12 Eylül rejimiyle hesaplaşan, onların yargılanmalarını sağlayan ve FETÖ’cü alçakların darbe girişimine maruz kalan insanlara destek vermek yerine, “darbe olsa, itiraz etmem” diyecek duruma geldiler.

 

Bunun tek izahı var.

Aslında hepsi de su katılmamış Kemalist oldukları için böyleler…

 

FETÖ’cü demişken şu hususa değinmeden geçmek istemem…

Şimdilerde Türkiye’nin batması için CIA hesabına çalıştığında hiçbir şüphe bulunmayan örgütün mel’un lideri Bel’am FG, darbenin ardından, Sızıntı Dergisi'nde yayınlanan 'Son Karakol' başlıklı yazısında şöyle diyordu:  

 

"Ve işte şimdi, bin bir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tuluû saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekasına alamet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz."

 

Sadece bu kadar mı?

Tabii ki hayır…

Milliyet gazetesine verdiği bir röportajda bu ifadelerin üzerine tüy diken şu cümleleri kullanıyordu.

"Evren Paşa, seçmeli din derslerini mecburi yapmakla yararlı bir iş yapmıştır. Gençlerin çoğu onun bu icraatı vesilesiyle din eğitiminden nasiplerini almışlardır. Bu iş kanaatimce öyle büyüktür ki doğrusunu Allah bilir hiçbir sevabı olmasa bile bu icraatı ona yetebilir, ahirette kurtuluşuna vesile olabilir, cennete de gidebilir..."

 

İslam düşmanı ve vatan haini FG bunu elbette ki, bilinçli bir şekilde ifade ediyordu zira hepsini besleyen merkez aynıydı ve hepsi de aynı maksada “hizmet” ediyordu…

Zalimleri cennete, İslam kahramanlarını cehenneme yollamakta pek mahir (!) olan mel’un FG için bir bardak su içmek kadar basit şeylerdi bunlar.

Zaten bu yüzdendir ki, İslam düşmanlıklarını AK Parti üzerinden tezahür ettiren tüm şer güçlerle ve karanlık kafalı yazarçizerlerle, yolları hemen kesişiverdi hemencecik yol arkadaşı olabildiler…

 

12 Eylül dedik ve söz buralara kadar geldi.

Eğer gerçek düşmanları tanımak adına üzerimize düşeni bihakkın yapmaz isek -Allah korusun- başka 12 Eylül’lerin olması işten bile değildir.

Nitekim 15 Temmuz buna dair en ciddi hatırlatmaydı…

Allah, beterinden muhafaza buyursun.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haberin Doğrusu En Güncel Haber

 

Haberin Doğrusu, Bursa haber, Bursa son dakika, Doğru haber, Son dakika, Bursa iş dünyası, Bursaspor, Bursa hava durumu, Bursa nöbetçi eczaneler, Bursa ekonomi haberi, Bursa kapalıçarşı, Bursa trafik durumu

 

 

Yazarın Diğer Yazıları